ABD'nin, Filistin davasına destek veren İngiltere merkezli bir aktivist grubu 'terör örgütü' olarak listelemesi, ülkede yaşayan Filistin yanlısı eylemcileri alarma geçirdi. Eleştirmenler, bu adımın ifade özgürlüğünü bastırmak ve meşru siyasi faaliyetleri suç saymak amacı taşıdığını belirterek, kararın 'çok korkutucu bir dönem' başlattığını söylüyor. Orta Doğu Gözlemevi'nin (Middle East Eye) haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın terör listesine eklediği gruplar arasında, İngiltere'de faaliyet gösteren Palestine Action örgütü de bulunuyor. Bu gelişme, uluslararası dayanışma ağlarını ve sivil toplum kuruluşlarını doğrudan etkileyebilecek potansiyel bir hukuki ve siyasi krize işaret ediyor.
Palestine Action'a yönelik suçlamalar ve hukuki süreç
Palestine Action, İngiltere'de İsrail savunma sanayii şirketlerine yönelik eylemleriyle bilinen bir aktivist grup. Örgüt, geçtiğimiz aylarda Elbit Systems'in Birleşik Krallık'taki tesislerine yönelik düzenlediği protesto ve sabotaj eylemleriyle gündeme gelmişti. Grup, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında kullanılan silah ve teknolojilerin tedarik zincirini kesmeyi hedeflediğini açıklamıştı.
ABD yönetimi, bu eylemleri 'terörizm' kapsamında değerlendirerek grubu kara listeye aldı. Karar, İngiltere'deki aktivistlerin yanı sıra, gruba maddi veya manevi destek veren sivil toplum kuruluşlarını da etkiliyor. Eleştirmenler, ABD'nin bu adımının, müttefiki olan İngiltere'deki meşru protesto hakkını ihlal ettiğini ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Konuya ilişkin açıklama yapan bir sözcü, 'Biz bir terör örgütü değil, sivil itaatsizlik eylemleriyle dikkat çeken bir aktivist grubuz. ABD'nin bu kararı, Filistin davasına destek veren herkesi sindirmeye yönelik tehlikeli bir girişimdir' ifadelerini kullandı. Örgütün avukatları ise karara karşı hukuki mücadele başlatacaklarını duyurdu.
İngiltere İçişleri Bakanlığı, ABD'nin kararının ardından herhangi bir açıklama yapmazken, konunun diplomatik düzeyde ele alındığı belirtiliyor. Öte yandan, İngiltere'deki bazı insan hakları örgütleri, ABD'nin bu tür listeleme kararlarının, Birleşik Krallık'taki yasal protesto haklarını kısıtlamak için kötüye kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası dayanışma ağlarına yönelik tehdit
ABD'nin terör listesi, yalnızca Palestine Action'ı değil, aynı zamanda Filistin davasına destek veren geniş bir aktivist ağını da hedef alıyor. Listede, grubun 'öncü' örgütleri arasında sayılan ve İngiltere'de faaliyet gösteren diğer sivil toplum kuruluşları da yer alıyor. Bu durum, uluslararası dayanışma kampanyalarının ve bağış toplama faaliyetlerinin sekteye uğramasına neden olabilir.
Uzmanlar, ABD'nin bu adımının, İsrail yanlısı lobi gruplarının etkisiyle alındığını ve Filistin'e yönelik meşru eleştirileri susturmayı amaçladığını ifade ediyor. Orta Doğu uzmanı Dr. Juliette Tolay, 'Bu tür listeleme kararları, sivil toplum alanını daraltıyor ve aktivistleri kriminalize ediyor. Özellikle Batı ülkelerinde yaşayan Filistin yanlıları için ciddi bir caydırıcı etki yaratıyor' değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, benzer bir gelişme daha önce de yaşanmıştı. ABD, 2019 yılında İngiltere merkezli başka bir Filistin yanlısı grubu terör listesine almıştı. Bu karar, uluslararası insan hakları örgütlerinin yoğun eleştirilerine neden olmuş ve Birleşmiş Milletler nezdinde de tartışma yaratmıştı. Ancak o dönemde İngiltere hükümeti, grubun terör örgütü olarak kabul edilmediğini açıklamıştı.
Filistin tarafı ise ABD'nin bu kararını kınayarak, uluslararası toplumu bu tür uygulamalara karşı durmaya çağırdı. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, 'ABD, İsrail'in işgal politikalarını meşrulaştırmak için terör listelerini bir silah olarak kullanıyor. Bu karar, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir' denildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir Filistin davasına verdiği destekle biliniyor ve bu tür terör listelerinin, meşru direniş haklarını ve sivil toplum faaliyetlerini baskı altına aldığını savunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasında Filistin'e yönelik duruşuyla örtüşen bir nitelik taşıyor. Türkiye, benzer şekilde kendi milli mücadele tarihinde de bu tür damgalamalarla karşılaşmış bir ülke olarak, uluslararası hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü ilkelerine vurgu yapıyor. Ankara'nın, bu tür tek taraflı kararların bölgedeki istikrarı olumsuz etkilediği yönündeki tutumu, bu haber bağlamında yeniden önem kazanıyor. Türkiye'nin, Filistin halkının haklı mücadelesine verdiği desteğin uluslararası platformlarda daha da güçlenerek sürmesi bekleniyor.