American Journal of Public Health'in yeni sayısı, büyük tütün şirketlerinin onlarca yıldır uyguladığı pazarlama taktiklerinin, ultra işlenmiş gıda (UPF) üreticileri tarafından da benzer şekilde kullanıldığını ortaya koyuyor. Derginin özel dosyasında, sigara ve UPF'lerin halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dair paralellikler bilimsel makalelerle inceleniyor. Araştırmacılar, tıpkı tütün endüstrisinin yaptığı gibi, UPF üreticilerinin de ürünlerinin bağımlılık yapıcı özelliklerini gizlediğini, yanıltıcı reklamlar yayınladığını ve sağlıkla ilgili düzenlemelere karşı lobi faaliyetleri yürüttüğünü belirtiyor.
Gelişmenin arka planı: Tütün şablonu UPF'ye nasıl uyarlanıyor?
Dergide yer alan çalışmalar, tütün endüstrisinin yıllar içinde geliştirdiği standart operasyon prosedürlerinin aynen UPF sektörü tarafından kopyalandığını gösteriyor. Örneğin, bilimsel belgelerin gizlenmesi, bağımlılık yapıcılığın inkâr edilmesi, hedef kitle olarak çocukların ve gençlerin seçilmesi, yasal boşlukların kullanılması ve sağlık kuruluşlarını itibarsızlaştırma çabaları bu taktikler arasında yer alıyor. Brown Üniversitesi araştırmacılarından Prof. Dr. Jennifer L. Pomeranz, "Tütün şirketlerinin kullandığı yöntemlerin aynısını UPF üreticilerinde görmek, aslında bir halk sağlığı kriziyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Bu şirketler, ürünlerinin sağlığa zararlarını kabul etmemek için sistematik bir şekilde çalışıyor" ifadelerini kullandı.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde UPF tüketiminin hızla artması, bu ürünlerin obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türleriyle ilişkilendirilmesine yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, küresel obezite oranları 1975'ten bu yana neredeyse üç katına çıktı ve bu artışta UPF'lerin payı büyük. Tütün kontrolü konusunda yıllarca mücadele eden uzmanlar, UPF'ler için benzer bir düzenleyici çerçevenin oluşturulması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Sağlık politikaları ve şirket stratejileri
Küresel sağlık politikaları açısından bakıldığında, UPF üreticilerinin tütün şirketlerinin izinden gitmesi, uluslararası düzenlemelerin önünü kesme potansiyeli taşıyor. Örneğin, Meksika ve Brezilya gibi ülkelerde UPF'lere yönelik vergi ve etiketleme düzenlemeleri, endüstrinin yoğun lobi faaliyetleriyle sulandırıldı. Avrupa Birliği ise besin profili modelleri ve zorunlu etiketleme gibi adımlar atsa da, bu alandaki ilerleme tütün kontrolüne kıyasla çok daha yavaş. Akademisyenler, tütün endüstrisindeki deneyimlerin UPF'e karşı daha etkili stratejiler geliştirilmesine ışık tutabileceğini belirtiyor.
Tütün ve UPF arasındaki bir diğer benzerlik, her iki endüstrinin de ürünlerine yönelik bilimsel kanıtları manipüle etme ve toplumda şüphe yaratma çabasıdır. Tütün şirketleri yıllarca sigaranın kanserle bağlantısını inkâr ederken, UPF üreticileri de sağlıklı bir diyetin parçası olarak tüketilebileceklerini iddia ediyor. Oysa yapılan araştırmalar, UPF'lerin kilo alımı, metabolik sendrom ve bağırsak mikrobiyotasında bozulma gibi sağlık sorunlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'de giderek artan UPF tüketimi ve obezite oranları göz önüne alındığında önem taşıyor. Türkiye, tütün kontrolünde Dünya Sağlık Örgütü'nün MPOWER paketini uygulayan ülkeler arasında yer alırken, UPF düzenlemeleri henüz emekleme aşamasında. Yerel üreticilerin de küresel şirketlerle rekabet etmek için bu taktikleri kullanma potansiyeli var. Uzmanlar, Türkiye'nin tütünle mücadelede kazandığı deneyimi UPF'ne karşı da kullanması gerektiğini, aksi takdirde sağlık sisteminin daha fazla yük altına gireceğini vurguluyor. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda adım atması, toplum sağlığı ve sağlık harcamalarının kontrolü açısından hayati olabilir.