İran, 14 Nisan 2024 gecesi Ürdün topraklarına yönelik yeni bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlattı. Tahran'ın resmi devlet medyası, saldırıların İsrail'in Şam'daki İran konsolosluk binasına düzenlediği hava saldırısına misilleme olarak gerçekleştirildiğini duyurdu. Bu operasyon, İran'ın İsrail topraklarına yönelik bugüne kadarki en büyük doğrudan saldırılarından biri olarak kayıtlara geçti. Ürdün, İran yapımı silahların kendi hava sahasını ihlal ettiğini ve bazı parçaların düşerek maddi hasara yol açtığını bildirdi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), saldırıları engellemek için bölgedeki hava savunma sistemlerinin devreye sokulduğunu açıkladı.
Operasyonun ayrıntıları ve hedefler
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, operasyon kapsamında 'onlarca' füze ve İHA'nın kullanıldığı belirtildi. Açıklamaya göre, saldırılar İsrail'in güneyindeki Necef Çölü'nde bulunan askeri tesisleri ve özellikle İsrail'in nükleer programıyla ilişkilendirilen Dimona reaktörünü hedef aldı. Ürdün hava sahasının kullanılmasının nedeni ise İsrail'e coğrafi yakınlık ve ABD hava savunma sistemlerinin yoğunluğunu aşma stratejisi olarak yorumlanıyor. Kaynaklar, saldırılarda kullanılan füzelerin Şahab-3 ve Emad tipi orta menzilli balistik füzeler olduğunu, İHA'ların ise Şahid-136 intihar dronları olduğunu bildiriyor. Ürdün resmi kaynakları, başkent Amman'ın güneyindeki El-Kerak bölgesinde bir füze enkazının bulunduğunu, ancak can kaybı yaşanmadığını duyurdu.
Bölgesel ve uluslararası tepkiler
Olayın ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Güvenlik Kabinesi'ni acil toplantıya çağırdı. ABD Başkanı Joe Biden, İran'ı 'benzeri görülmemiş bir saldırı' ile suçladı ve İsrail'e verdiği desteği yineledi. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, tarafları itidal ve gerilimi düşürmeye çağırırken, Rusya ve Çin, bölgede 'yeni bir çatışma sarmalı' uyarısında bulundu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, krizi görüşmek üzere acil bir video konferans toplantısı düzenlenmesi çağrısı yaptı. İran'ın BM Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, BM Güvenlik Konseyi'ne gönderdiği mektupta, 'meşru müdafaa hakkı' kapsamında hareket edildiğini ve operasyonun ‘orantılı ve sınırlı’ olduğunu savundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin güney sınırlarına yakın bir bölgede gerilimi tırmandırması nedeniyle Ankara açısından yakından takip edilmelidir. İran-İsrail arasındaki bu doğrudan çatışma, Suriye ve Irak'taki İran destekli milislerin faaliyetlerini artırabilir, bu da Türkiye'nin sınır ötesi operasyonlarını ve terörle mücadele stratejisini etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın füze ve İHA kapasitesinin Ürdün üzerinden sergilenmesi, Türkiye'nin hava savunma sistemleri ve füze savunma ihtiyacını yeniden gündeme getirebilir. Türkiye, NATO müttefiki olarak bölgesel istikrarsızlığa karşı tedbir alırken, enerji güvenliği ve ticaret yollarının kesintiye uğramaması için diplomatik girişimlerini sürdürmelidir.