Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın kariyeri boyunca dokunduğu her şeyin başarısızlığa uğradığına dair güçlü kanıtlar bulunuyor. İngiliz gazeteci Holly Baxter'ın analizine göre, Trump'ın 'süper gücü' tam anlamıyla ters Midas dokunuşu: dokunduğu her şey altına değil, küle dönüşüyor. Son örnek, ABD'nin Belçika'ya 3-0 yenilerek Dünya Kupası'na veda etmesi. Ancak Baxter'a göre bu sadece bir spor yenilgisi değil, Trump'ın iş dünyasından siyasete uzanan başarısızlık serisinin bir yansıması.
Başarısızlık kariyeri: Knicks'ten Oval Ofis'e
Trump'ın başarısızlıkları sadece siyasi kariyeriyle sınırlı değil. 1970'lerde New York Knicks basketbol takımını satın alma girişimi başarısız oldu ve takım daha sonra şampiyon oldu. Trump'ın sahibi olduğu New Jersey Generals futbol takımı da ABFL liginin çöküşüyle battı. 1990'larda iflas bayrağını çeken Trump, Atlantic City'deki kumarhanelerini de kaybetti. Siyasi kariyerinde ise 2020 seçimlerini kaybetti, 6 Ocak Kongre baskınına zemin hazırladı ve şu anda dört ayrı davada yargılanıyor. Baxter, Trump'ın başarısızlıklarının sadece şanssızlık değil, sistematik bir yönetim ve öngörü yoksunluğundan kaynaklandığını vurguluyor.
Küresel yansımalar ve siyasi miras
Trump'ın başarısızlıkları ABD'nin uluslararası itibarına da zarar verdi. Dünya Kupası'ndaki yenilgi, ABD futbolunun gelişme hedeflerine büyük bir darbe vurdu. Ancak Trump'ın en büyük etkisi siyasi alanda oldu: Pandemi yönetimindeki başarısızlıklar, iklim değişikliği inkârı ve uluslararası anlaşmalardan çekilme kararları, ABD'nin küresel liderlik rolünü zayıflattı. Uzmanlar, Trump'ın politikalarının uzun vadede ABD'nin jeopolitik pozisyonunu olumsuz etkilediği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump dönemi Türkiye-ABD ilişkilerinde S-400 krizi, Suriye politikası ve yaptırım tehditleriyle gerilimli geçmişti. Trump'ın başarısızlık serisi, ABD'nin küresel güvenilirliğini sorgulatırken Türkiye gibi bölgesel aktörler için şu anlama gelebilir: ABD'nin Ortadoğu'daki angajmanları daha öngörülemez hale gelebilir. Ancak Trump sonrası Biden yönetimi, daha geleneksel bir dış politika izlemeye çalışsa da Trump'ın mirası halen iki ülke ilişkilerinde bir güven bunalımı yaratmış durumda. Türkiye, bu bağlamda çok yönlü diplomatik açılımlarını sürdürmek zorunda.