ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde, eski Başkan Donald Trump'ın gölgesi Cumhuriyetçi Parti'nin üzerinde giderek daha ağır bir yük olarak hissediliyor. Trump'ın, partisinin adaylarını ve seçim kampanyasını domine etme çabası, anketlerdeki düşük popülaritesiyle birleşince, Cumhuriyetçi stratejistler arasında endişe yaratıyor. Partinin dar farkla kazanılması beklenen kritik eyaletlerdeki adayları, Trump'ın olumsuz algısının sandığa yansımasından çekiniyor. Peki, Trump'ın seçimi kişisel bir referanduma dönüştürme girişimi, Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu geri alma hedeflerini nasıl etkileyecek?
Trump'ın Seçim Stratejisi ve Parti İçi Dinamikler
Donald Trump, ocak ayındaki Kongre baskını soruşturmasından ve hakkındaki çeşitli hukuki süreçlere rağmen, Cumhuriyetçi seçmen üzerindeki etkisini koruyor. Eski başkan, ön seçimlerde kendisine sadık adayları destekleyerek partinin gidişatını belirlemeye çalışıyor. Ancak bu strateji, genel seçimlerde ılımlı seçmenlere ulaşmayı hedefleyen bazı Cumhuriyetçi adaylar için dezavantaj oluşturabilir. Örneğin, Pensilvanya, Georgia ve Arizona gibi eyaletlerde Trump'ın desteklediği adaylar, partinin merkez kanadındaki seçmenleri kendinden uzaklaştırma riski taşıyor.
Anket şirketi Morning Consult'ın son verilerine göre, Trump'ın ulusal onay oranı yüzde 40'ın altında seyrediyor. Bu oran, ara seçimlerde genellikle başkanın partisi için bir yük oluştururken, Trump'ın aktif kampanya yürütmesi ve adaylarına verdiği desteğin, seçmeni kutuplaştırıcı etkisi, durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Cumhuriyetçi Stratejist Whit Ayres, "Trump, ara seçimleri kendisi için bir güç gösterisine dönüştürmek istiyor. Ancak bu, partinin dar bölgelerdeki şansını zedeleyebilir" değerlendirmesinde bulunuyor.
Öte yandan, Trump'ın özellikle saldırgan üslubu ve seçimlerin meşruiyetine dair sorgulamaları, bağımsız seçmenleri korkutabilir. 2020 başkanlık seçiminin sonuçlarını kabul etmeyen Trump, bu tutumunu ara seçimlerde de sürdürüyor. Bu durum, bazı Cumhuriyetçi adayların seçim güvenliği konusundaki hassasiyetleri artırırken, Demokratların da işine yarıyor. Demokrat Parti, Trump'ı ve desteklediği adayları "demokrasiye tehdit" olarak sunarak seçmeni mobilize etmeye çalışıyor.
Seçim Yarışındaki Kritik Eyaletler ve Anket Verileri
RealClearPolitics'in ortalama anket verilerine göre, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu kazanma ihtimali yüksek görünüyor. Ancak Senato'da durum daha belirsiz. Pensilvanya'da Demokrat aday John Fetterman ile Trump'ın desteklediği Dr. Mehmet Öz arasındaki yarış, başa baş gidiyor. Öz'ün, Trump'ın onayını alması, bazı seçmenler üzerinde olumsuz etki yaratabiliyor. Georgia'da ise görevdeki Demokrat Senatör Raphael Warnock ile Trump destekli Herschel Walker arasındaki rekabet, eyaletin artan göçmen nüfusu ve değişen demografik yapısı nedeniyle oldukça çekişmeli geçiyor.
Anketler, Trump'ın desteğinin özellikle banliyö bölgelerindeki eğitimli kadın seçmenler arasında eridiğini gösteriyor. 2018 ara seçimlerinde Demokratların Kongre'yi geri almasında önemli rol oynayan bu seçmen grubu, 2020 başkanlık seçiminde de Biden'a yönelmişti. Trump'ın agresif mitingleri ve kutuplaştırıcı söylemleri, bu grubun yeniden Demokratlara yönelmesine neden olabilir. Öte yandan, ekonomi ve enflasyon kaygıları, Başkan Biden'ın onay oranlarının düşük seyretmesine yol açıyor; bu da Cumhuriyetçiler için bir fırsat penceresi oluşturuyor. Ancak Trump faktörü, bu fırsatın ne kadar kullanılabileceğini belirsiz kılıyor.
Cumhuriyetçi Parti'nin önde gelen isimlerinden bazıları, Trump'ın seçim stratejisinin partiyi zora soktuğu görüşünde. Eski Başkan Yardımcısı Mike Pence ve Florida Valisi Ron DeSantis gibi isimler, kendi adaylarını destekleyerek Trump'tan bağımsız bir çizgi izlemeye çalışıyor. Bu durum, partinin 2024 başkanlık adaylığı için de bir ön yarışa dönüşmüş durumda. Trump'ın, ara seçimlerdeki başarısızlık halinde 2024 adaylığı için zayıflayabileceği, başarılı olması halinde ise partiyi tamamen kontrolü altına alabileceği yorumları yapılıyor.
Uzmanlar, bu ara seçimlerin sadece Kongre'nin geleceğini belirlemekle kalmayıp, aynı zamanda Trump'ın siyasi geleceği ve Cumhuriyetçi Parti'nin yönü açısından da bir dönüm noktası olacağını ifade ediyor. Seçim sonuçları, Trump'ın partinin kaderini tayin etme gücünün devam edip etmediğini gösterecek. Eğer Cumhuriyetçiler beklenenden daha az sandalye kazanırsa, Trump'ın parti içindeki etkisi sorgulanmaya başlanacak ve 2024 başkanlık yarışı için yeni isimler öne çıkabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ara seçimleri, Türk-Amerikan ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Kongre'nin bileşimi, Türkiye'ye yönelik yaptırım kararları, silah satışları ve bölgesel politikalar üzerinde etkili olabiliyor. Özellikle Trump döneminde Türkiye'ye yönelik S-400 krizi nedeniyle gerginleşen ilişkiler, Biden yönetiminde farklı bir dengede ilerliyor. Ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'de güç kazanması durumunda, Türkiye karşıtı bazı grupların etkisinin artması ve Yunanistan lobisinin faaliyetlerinin yoğunlaşması beklenebilir. Bu nedenle Ankara, seçim sonuçlarını yakından izliyor ve yeni Kongre'nin tutumuna göre diplomatik adımlarını şekillendirmeyi planlıyor.