WASHINGTON, 7 Temmuz (Reuters) - ABD'de açılan bir dava, Başkan Donald Trump yönetiminin İranlı sığınmacılara ait gizli bilgileri İran hükümetiyle yasa dışı yollardan paylaştığını iddia ediyor. Dava, sığınmacıların can güvenliğini tehlikeye atan bu paylaşımın, ABD'nin uluslararası hukuk ve kendi iç hukukuna aykırı olduğunu öne sürüyor. Trump yönetimi ise iddiaları kategorik olarak reddediyor. Dava, ABD-İran geriliminin zirve yaptığı bir dönemde, sığınma politikalarının insani boyutunu yeniden gündeme taşıyor.
İddiaların perde arkası
Davayı açan sivil toplum kuruluşları ve sığınmacı avukatları, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi'nin (ICE) İranlı sığınmacıların parmak izi, adres, aile bilgileri ve siyasi faaliyetlerine ilişkin verileri İran makamlarına ilettiğini iddia ediyor. Bu bilgilerin, İran'ın sığınmacıları tespit ederek baskı altına almasına veya misilleme yapmasına yol açabileceği belirtiliyor. Özellikle İran'da siyasi muhalif olarak bilinen veya rejim tarafından hedef alınan kişilerin bilgilerinin sızdırıldığı öne sürülüyor.
Dava dosyasında, Trump yönetiminin 2018'de İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikası kapsamında bu tür bir bilgi paylaşımını teşvik ettiği iddia ediliyor. Sığınmacıların, bilgilerinin İran'a gitmesi durumunda ailelerine zarar gelebileceği endişesiyle ifade vermekten çekindikleri aktarılıyor. ABD hükümeti ise bu iddiaları 'asılsız' ve 'spekülatif' olarak nitelendiriyor. İç Güvenlik Bakanlığı sözcüsü, 'Bilgi paylaşımına ilişkin tüm süreçler yasalara uygundur ve bireysel haklar korunur' açıklamasını yaptı.
Bölgesel ve küresel boyut
Dava, ABD ile İran arasındaki gerginliğin sığınmacılar üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Trump yönetiminin İran'a yönelik sert tutumu, iki ülke arasında herhangi bir işbirliğinin nadir olduğu bir dönemde bu iddiaların ortaya atılması dikkat çekiyor. İran ise konuyla ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Tahran yönetiminin daha önce Batı ülkelerindeki İranlı muhalifleri izlemek için istihbarat çabaları biliniyor.
Küresel ölçekte, sığınmacıların verilerinin menşe ülkelerle paylaşılması, uluslararası sığınma sisteminin temel ilkelerine aykırı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), sığınmacı bilgilerinin paylaşılmasının 'non-refoulement' (geri göndermeme) ilkesini ihlal edebileceği uyarısında bulunuyor. Bu dava, benzer uygulamaların diğer ülkelerde de sorgulanmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, bu dava sığınmacı bilgilerinin korunması konusunda uluslararası hukukun önemini hatırlatıyor. ABD-İran gerginliği, İran'dan Türkiye'ye olası yeni sığınmacı akışlarını tetikleyebilir. Türkiye'nin, sığınmacıların verilerini menşe ülkelerle paylaşmama yükümlülüğü, bu tür iddiaların benzerlerinin görülmemesi için önem taşıyor. Ayrıca, dava süreci Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde insan hakları ve mülteci politikaları bağlamında bir referans noktası olabilir.