ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci döneminde Savunma Bakanı olarak atadığı Pete Hegseth, ordunun yapısını kökten değiştirecek bir politika izliyor. Hegseth, ordudaki çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık (DEI) programlarını kaldırarak, tamamen muharebe odaklı, homojen bir askeri yapı oluşturmayı hedefliyor. Uzmanlar, bu adımın ABD'nin askeri caydırıcılığını ve küresel müttefikleriyle ilişkilerini zayıflatabileceği uyarısında bulunuyor.
DEI programlarının kaldırılması ve Hegseth'in vizyonu
Pete Hegseth, Fox News yorumcusu olarak geçmişinde orduda çeşitlilik çabalarını "bölücü" olarak nitelendirmişti. Bakanlık koltuğuna oturmasının ardından, Pentagon bünyesindeki Irk ve Cinsiyet Eşitliği Ofisi'ni kapattı ve askere alımda cinsiyet veya etnik kota uygulamalarını sonlandırdı. Hegseth, ordunun sadece "savaş kazanma" odaklı olması gerektiğini savunuyor.
Ancak eski Savunma Bakanı Jim Mattis ve bazı emekli generaller, bu yaklaşımın ordunun kurumsal hafızasına ve moraline zarar vereceğini belirtiyor. Özellikle ABD ordusu, son yıllarda azınlık ve kadın askerlerin katılımıyla daha temsili hale gelmişti. 2023 verilerine göre ordunun yüzde 43'ü azınlık, yüzde 17'si kadın askerlerden oluşuyor.
Küresel yansımalar ve NATO'daki endişeler
ABD'nin bu hamlesi, özellikle NATO müttefikleri arasında endişe yaratıyor. Birçok NATO üyesi ülke, kendi ordularında çeşitliliği teşvik ederken, ABD'nin tersine bir politika izlemesi ittifak içi uyumu zorlayabilir. Uzmanlar, çeşitliliğin sadece bir sosyal politika değil, aynı zamanda operasyonel bir avantaj olduğunu vurguluyor. Farklı geçmişlere sahip askerler, karmaşık savaş alanlarında daha yenilikçi çözümler üretebiliyor.
Öte yandan, Çin ve Rusya, ABD'nin bu iç tartışmalarını yakından izliyor. Pekin ve Moskova, kendi ordularında merkeziyetçi ve homojen bir yapıyı korurken, ABD'nin iç bölünmeleri caydırıcılığını azaltabilir. Askeri analistlere göre, Hegseth'in reformları kısa vadede ABD'nin savaş kabiliyetini artırabilir, ancak uzun vadede ordunun toplumla bağını koparabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ordusundaki bu dönüşüm, Türkiye'nin NATO ittifakı içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, ordusunda laik ve profesyonel bir yapıyı benimserken, ABD'nin çeşitlilik karşıtı politikaları NATO'nun ortak değerleriyle çelişebilir. Ayrıca, ABD'nin caydırıcılık zafiyeti, Doğu Akdeniz ve Suriye gibi Türkiye'nin güvenlik çıkarlarının olduğu bölgelerde Ankara'nın elini güçlendirebilir veya zayıflatabilir. Türkiye, bu süreci yakından takip ederek kendi askeri modernizasyon stratejilerini gözden geçirmelidir.