Yeni yayımlanan kapsamlı bir rapor, ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu'daki askeri müdahalelerinin en belirgin kazananının Çin olduğu sonucuna vardı. Hürmüz Boğazı krizi olarak adlandırılan dönemde Pekin, devasa petrol stokları ve gelişmiş yenilenebilir enerji sektörü sayesinde enerji şokuna karşı koyarken, dünya genelinde güneş ve elektrikli araç talebindeki patlamadan en büyük payı alan ülke konumuna yükseldi.
Krizden sağ çıkan tek Asya ülkesi
Asya Grubu tarafından hazırlanan rapora göre, Hürmüz Boğazı'ndaki gerginlikler sırasında Çin, bölgedeki diğer büyük ekonomilerin aksine enerji arzında ciddi bir kesinti yaşamadı. Stoklarının büyüklüğü ve Çin'in yenilenebilir enerjiye yönelik uzun vadeli stratejisi, ülkenin petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı dayanıklılığını artırdı. Raporda, Çin'in sadece enerji güvenliğini sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda küresel düzeyde güneş paneli ve elektrikli araç batarya üretimindeki hakimiyetini de pekiştirdiği vurgulandı.
Beijing yönetimi, kriz öncesinde başlattığı devasa stratejik petrol rezervi programını hızlandırarak, ham petrol ithalatını aylarca sürdürebilecek kapasiteye ulaştı. Aynı zamanda, rüzgar ve güneş enerjisi yatırımlarını katlayarak, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azalttı. Bu sayede, Ortadoğu'daki çatışma ortamında enerji fiyatlarının fırlamasına rağmen Çin ekonomisi büyümeye devam etti.
Küresel enerji dönüşümünün merkezi
Çin'in krizden kazançlı çıkmasının bir diğer boyutu ise, dünyanın yeşil enerjiye geçiş sürecinde kilit bir oyuncu haline gelmesi. Çin, güneş paneli üretiminde dünya kapasitesinin yüzde 80'inden fazlasını elinde bulunduruyor. Elektrikli araç bataryalarında da benzer bir hakimiyet söz konusu. Trump yönetiminin Ortadoğu'da yarattığı istikrarsızlık, petrol fiyatlarını yükselterek yenilenebilir enerjiye yatırımı daha cazip hale getirdi. Bu durum, Çin'in ihracatını patlattı. Rapora göre, Çinli firmalar 2024 yılında küresel güneş paneli talebinin yarısından fazlasını karşılarken, elektrikli araç satışları da rekor kırdı.
Bu gelişme, ABD ve Avrupa Birliği'nin Çin'e karşı uygulamaya çalıştığı ticaret kısıtlamalarının etkisini sınırlıyor. Batılı ülkeler, Çin'in aşırı üretim kapasitesini damping olarak nitelendirse de, piyasa koşulları Çin lehine işliyor. Özellikle Avrupa, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası enerji kriziyle boğuşurken, uygun fiyatlı Çin güneş panelleri ve bataryalarına yöneldi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu tablo, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, enerji ithalatında büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olarak, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Çin'in yenilenebilir enerji alanındaki hakimiyeti, Türkiye'nin güneş paneli ve batarya tedarikinde Pekin'e bağımlılığını artırabilir. Öte yandan, Türkiye'nin kendi yenilenebilir enerji potansiyelini (özellikle güneş ve rüzgar) hızlıca devreye sokması, bu bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Çin ile olan ticaret açığı, enerji dönüşümü ürünleri ithalatıyla daha da büyüyebilir; bu nedenle yerli üretim kapasitesinin artırılması stratejik önem taşıyor.