Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran'ın İsrail'e yönelik Nisan ayından bu yana ilk doğrudan saldırısının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya, askeri bir karşılık vermemesi yönünde telkinde bulunduğu bildirildi. İsrail ordusu, saldırılara kararlılıkla karşılık vermeye hazır olduğunu açıklarken, Trump'ın bu müdahalesi bölgedeki gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik bir hamle olarak değerlendiriliyor. İran'ın saldırısı, bölgesel dengeleri sarsarken, uluslararası toplum olası bir geniş çaplı çatışmayı endişeyle izliyor.
Trump'ın Netanyahu'ya Uyarısı ve İsrail'in Yanıtı
İddiaya göre Trump, İran'ın saldırısının hemen ardından Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail'in misilleme yapması halinde durumun kontrolden çıkabileceği uyarısında bulundu. Trump'ın, "Başka bir Ortadoğu savaşına ihtiyacımız yok" dediği belirtiliyor. Öte yandan İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), İran'ın saldırılarına karşı koymak için gerekli tüm hazırlıkları yaptığını ve "kararlılıkla" karşılık vermeye hazır olduğunu duyurdu. IDF Sözcüsü Tuğgeneral Daniel Hagari, "Ordumuz her senaryoya hazır. Düşmanlarımız, egemenliğimize yönelik her türlü saldırının ağır sonuçları olacağını bilmelidir" ifadelerini kullandı.
İran'ın saldırısı, Nisan 2024'te Şam'daki konsolosluk saldırısına misilleme olarak düzenlenen İHA ve füze saldırısından bu yana ilk doğrudan çatışma olarak kayda geçti. Tahran yönetimi, son saldırının İsrail'in Gazze'deki soykırımına ve bölgedeki İran varlığına yönelik provokasyonlara karşı bir yanıt olduğunu savunuyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, saldırının ardından yaptığı açıklamada, "İsrail'in maceracılığına karşı meşru müdafaa hakkımızı kullandık" dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gerilim Tırmanıyor
Trump'ın müdahalesi, ABD'de başkanlık seçimleri öncesinde dikkat çekici bir diplomatik hamle olarak yorumlanıyor. Trump, seçim kampanyasında Ortadoğu'da barış vurgusu yaparken, Netanyahu üzerindeki etkisini kullanarak krizin büyümesini engellemeye çalışıyor. Biden yönetimi ise İsrail'in kendini savunma hakkını desteklemekle birlikte, itidalli olunması çağrısı yapıyor. ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, "İsrail'in güvenliğini sağlamak için gereken desteği vermeye devam edeceğiz, ancak tüm tarafları gerilimi azaltmaya çağırıyoruz" açıklamasında bulundu.
Bölgede İran destekli Hizbullah ve Yemen'deki Husiler de teyakkuz halinde. Lübnan sınırında yaşanan çatışmalar, İran-İsrail çatışmasının bölgesel bir savaşa dönüşme riskini artırıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, tansiyonun yükselmesinden endişe duyuyor ve diplomatik çözüm çağrıları yapıyor. Rusya ve Çin ise tarafları itidale davet ederken, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, "Ateşle oynamak kimseye fayda sağlamaz" uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikaları açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, İran ve İsrail arasındaki gerilimin tırmanmasından doğrudan etkilenebilecek bir coğrafyada yer alıyor. Ankara, İran'la nükleer müzakereler ve enerji ilişkileri konusunda denge politikası izlerken, İsrail'le de yakın zamanda normalleşme adımları atmıştı. Türkiye'nin itidal çağrısı yapması ve iki tarafı diyaloga davet etmesi beklenirken, olası bir çatışma durumunda Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve sınır güvenliği olumsuz etkilenebilir. Ayrıca Gazze'deki savaşın devam ettiği bir ortamda bölgesel bir yangının çıkması, Türkiye'nin Filistin politikası başta olmak üzere dış politikasını daha karmaşık hale getirecektir.