Peru'da dün gerçekleştirilen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda, sandık çıkış anketleri muhafazakar aday Keiko Fujimori'nin sosyal demokrat rakibi Roberto Sanchez'in yaklaşık yüzde bir puan önünde olduğunu gösteriyor. Ülkede yüksek gerilim altında geçen seçim sürecinde, iki aday arasındaki farkın bu denli dar olması, kesin sonuçların açıklanmasını bekleyen Perulular arasında tedirginlik yaratıyor. Resmi olmayan ilk sonuçlara göre Fujimori yüzde 50,3, Sanchez ise yüzde 49,7 oy almış durumda. Yaklaşık 25 milyon seçmenin kayıtlı olduğu ülkede, oy sayım işlemi devam ediyor.
Gelişmenin arka planı: Fujimori'nin siyasi mirası ve bölünmüş Peru
Keiko Fujimori, 1990-2000 yılları arasında Peru'yu otoriter bir şekilde yöneten ve daha sonra yolsuzluk ve insan hakları ihlalleri nedeniyle hapis yatan eski Devlet Başkanı Alberto Fujimori'nin kızı. Babasının siyasi mirası üzerinden yükselen Keiko Fujimori, daha önce 2011 ve 2016 seçimlerinde de cumhurbaşkanlığına aday olmuş ancak her seferinde ikinci turda kaybetmişti. Bu seçimlerde ise rakibi Roberto Sanchez, ülkenin kırsal ve yoksul bölgelerinde, özellikle de yerli topluluklar arasında güçlü bir destek buluyor. Sanchez, madencilik şirketlerine karşı çevre koruma sözü verirken, Fujimori ekonomik büyüme ve güvenlik vaat ediyor. Seçim kampanyası boyunca iki aday arasındaki sert retorik, toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdi.
Seçim sürecinde yaşanan gerginlikler, gözlemcilerin endişelerini artırıyor. Fujimori'nin zaferi halinde, Sanchez taraftarlarının sokak protestoları düzenleyebileceği belirtiliyor. Öte yandan Sanchez'in kazanması durumunda ise Fujimori'nin, babası dönemindeki gibi bir anayasa krizi yaratabileceği iddia ediliyor. Her iki aday da seçim sonuçlarına saygı duyacaklarını açıklasa da, ülkede siyasi istikrarsızlık riski yüksek.
Bölgesel ve küresel boyut: Latin Amerika'da yeni bir sınav
Peru'daki bu kritik seçim, Latin Amerika'da son yıllarda yaşanan siyasi kaymaların bir yansıması olarak görülüyor. Bölgede son dönemde Brezilya, Arjantin ve Bolivya'da sol eğilimli hükümetler iktidara gelirken, Peru'nun Fujimori gibi muhafazakar bir adayı seçmesi, bölgesel dengeleri değiştirebilir. Fujimori'nin zaferi, ABD ve uluslararası finans kuruluşları tarafından memnuniyetle karşılanabilir; zira Fujimori, serbest piyasa ekonomisini savunuyor ve madencilik yatırımlarını teşvik edeceğini vaat ediyor. Öte yandan Sanchez'in kazanması, Peru'yu sol dalganın bir parçası haline getirecek ve ülkenin dış politikasında Çin ile daha yakın ilişkilere yol açabilir.
Peru, dünyanın en büyük bakır üreticilerinden biri ve bu nedenle küresel madencilik sektörü seçim sonucunu yakından izliyor. Fujimori'nin zaferi, madencilik şirketleri için olumlu bir sinyal olarak yorumlanırken, Sanchez'in çevre odaklı politikaları sektörde belirsizlik yaratabilir. Ayrıca, Peru'nun siyasi istikrarsızlığı, bölgede artan göç dalgalarına karşı alınan önlemleri de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Peru'daki seçim sonucunun Türkiye ile doğrudan ticari veya siyasi bir etkisi bulunmasa da, küresel bakır fiyatları üzerinden dolaylı bir etki yaratabilir. Peru, dünya bakır arzının önemli bir kısmını karşılıyor; Fujimori'nin seçilmesi halinde madencilik yatırımlarının artması, bakır fiyatlarını düşürebilir ve bu da Türkiye'nin bakır ithalat maliyetlerini olumlu etkileyebilir. Ayrıca, Latin Amerika'daki siyasi eğilimler, Türkiye'nin bölgeye yönelik dış politikasında dikkate alması gereken bir faktör. Sol eğilimli hükümetlerin güçlenmesi, Türkiye'nin bölgedeki müttefikleriyle ilişkilerini yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.