Eski ABD Başkanı Donald Trump, İsrail'in Lübnan'da yürüttüğü askeri operasyonları sert bir dille eleştirdi ve Hizbullah'la mücadelede Suriye'nin daha başarılı olacağını iddia etti. Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi öncesinde Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani ile bir araya gelen Trump, İsrail'in Lübnan'daki savaşının sivil kayıpları artırdığını belirterek Tel Aviv yönetimine alışılmadık bir üslupla yüklendi. Trump, "Hizbullah'la savaşma işini Suriye daha iyi yapabilir. İsrail'in bombalamaları sadece masum insanları öldürüyor ve işi daha da kötüleştiriyor" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, ABD ile İsrail arasındaki geleneksel müttefiklik ilişkilerinde nadir görülen bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
Trump'ın İsrail politikası ve Lübnan'daki durum
Trump'ın bu sözleri, özellikle İsrail'in Hizbullah'a karşı Lübnan'ın güneyinde yoğunlaştırdığı hava saldırılarının bölgede büyük bir insani krize yol açtığı bir dönemde geldi. İsrail ordusu, Hizbullah'ın fırlattığı roketlere misilleme olarak Lübnan'ın sivil altyapısını hedef alırken, yüzlerce sivil hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Trump, daha önce başkanlığı döneminde İsrail'e koşulsuz destek vermesiyle tanınmasına rağmen, Lübnan savaşının sivil bedeline dikkat çekerek farklı bir tutum sergiledi.
Suriye'nin Hizbullah'la mücadelede daha etkili olabileceği iddiası ise bölgesel dengeler açısından önemli bir çelişki barındırıyor. Zira Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejimi, iç savaş boyunca Hizbullah'ın en önemli müttefiklerinden biri oldu. Hizbullah militanları, Suriye'de Esad rejimini ayakta tutmak için rejim güçleriyle birlikte savaştı. Trump'ın bu ifadeleri, Suriye'nin mevcut yapısı ve bölgesel ittifakları düşünüldüğünde gerçekçi bir öneri olmaktan ziyade, İsrail'e yönelik bir eleştiri olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel yankılar
Trump'ın açıklamaları, hem ABD iç siyasetinde hem de uluslararası toplumda farklı tepkilere yol açtı. Cumhuriyetçi Parti içinde Trump'ın İsrail'e mesafeli duruşu, geleneksel Evanjelik taban arasında rahatsızlık yaratırken, Demokratlar ise Trump'ın sivil kayıpları gündeme getirmesini olumlu karşıladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'dan henüz resmi bir yanıt gelmezken, İsrail'in ABD Büyükelçiliği, Trump'ın sözlerinin "gerçekleri yansıtmadığını" savunan bir açıklama yaptı. Analistler, Trump'ın bu çıkışının, 2024 başkanlık seçimlerinde oy kaygısıyla yapılmış olabileceğini; zira Amerikan kamuoyunda giderek artan savaş karşıtı eğilimlerin bu tür söylemleri beslediğini belirtiyor.
Bölgesel düzeyde, İran destekli Hizbullah için Trump'ın sözleri, ABD-İsrail arasındaki ayrışmanın bir işareti olarak yorumlandı. Hizbullah'ın medya kanalları, Trump'ı "akıllı adam" olarak nitelendirerek İsrail'i eleştiren ifadelerini öne çıkardı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İsrail'le yakınlaşan Körfez ülkeleri ise temkinli bir sessizlik koruyor. Katar Emiri Al Sani'nin Trump'la görüşmesi sırasında konuya dair net bir tutum sergilemediği bildirildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından önemli sinyaller taşıyor. Türkiye, uzun süredir İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını ve Filistin topraklarındaki ihlallerini eleştirirken, Trump'ın benzer bir çizgiye gelmesi Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak Suriye'nin Hizbullah'la mücadelede etkili olabileceği iddiası, Türkiye'nin Suriye politikasıyla çelişiyor; zira Ankara, Esad rejimine karşı muhalif grupları destekliyor. ABD-İsrail arasındaki bu gerilim, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik çıkarlarını dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara'nın, İsrail'in bölgedeki askeri yığınağına karşı tepkisini sürdürmesi beklenirken, Trump olası bir başkanlık dönüşünde Türkiye'nin pozisyonuna daha anlayışlı yaklaşabilir. Bununla birlikte, Trump'ın öngörülemezliği ve Suriye konusundaki tutarsızlığı, Ankara'nın ihtiyatlı olmasını gerektiriyor.