Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye (Nabatieh) kentinde, İsrail saldırıları sonucu yerle bir olan mahallelerde, bu yılki Aşure matem töreni, savaşın açtığı derin yaralara rağmen büyük bir inatla gerçekleştirildi. Yıkıntıların arasında, boş sokaklarda yürüyen onlarca kişi, hem 7. yüzyılda Kerbela'da şehit edilen Hz. Hüseyin'in yasını tuttu hem de son aylarda hayatını kaybeden yakınlarını andı. Göğüs dövmeleri ve ağıtlarla ilerleyen kortej, savaşın acımasız yüzüne karşı inancın ve toplumsal dayanışmanın simgesi haline geldi.
Yıkımın ortasında bir ayin: Nebatiye'de Aşure
Nebatiye, son çatışmalarda ağır hasar alan kentlerden biri. İsrail hava saldırıları ve topçu atışları sonucu yüzlerce bina kullanılamaz hale gelirken, kentin tarihi çarşısı ve birçok sivil yerleşim yeri enkaza döndü. Aşure töreni bu yıl, savaşın bitiminin ardından, belediye ve yerel gönüllülerin çabalarıyla, enkazın arasında temizlenmiş bir alanda düzenlendi. Törene katılanlar, siyah giysileri ve zincirlerle göğüslerine vurarak, 'Heyhat, ey Hüseyin' nidalarıyla matem tuttular. Ancak bu yılki tören, yalnızca dini bir vecd değil, aynı zamanda savaşta kaybedilenler için bir toplumsal yas idi. Pek çok katılımcı, son bombardımanlarda can veren akraba ve komşularının anısına gözyaşı döktü.
Törenin organizatörlerinden biri, 'Biz insanların geri dönmesi için bir neden olsun istedik. Savaş bitti ama acılar devam ediyor. Aşure, bize dayanma gücü veriyor' dedi. Etkinlik, savaşın yaralarını sarma çabasının bir parçası olarak görülüyor. Nebatiye halkı, evlerini kaybetmiş olsa da kültürel ve dini kimliklerini koruma kararlılığında. Bu yılki Aşure, adeta bir meydan okuma havasında geçti: 'Yıkılsak da biz buradayız' mesajı, enkaz yığınlarının arasında yükseldi.
Savaşın hemen ardından başlayan temizlik çalışmaları, tören alanının güvenli hale getirilmesini sağladı. Ancak çevrede hâlâ patlamamış mühimmat ve mayın tehlikesi bulunuyor. Katılımcılar, güvenlik güçlerinin gözetiminde, belirlenmiş güzergâhta yürüdü. Bölgede hala zaman zaman duyulan top sesleri, savaşın bitmiş olmasına rağmen gerilimin tam olarak sona ermediğini hatırlattı.
Bölgesel ve küresel boyut: Aşure'nin siyasi yankıları
Lübnan'da Aşure törenleri sadece dini bir ritüel değil, aynı zamanda siyasi bir anlam taşıyor. Özellikle Hizbullah'ın güçlü olduğu bölgelerde, törenler İsrail karşıtı söylemlerin de yükseldiği platformlara dönüşebiliyor. Nebatiye'deki bu yılki tören, savaşın hemen ertesine denk gelmesiyle, İran destekli Hizbullah'ın bölgedeki nüfuzunu pekiştirme çabalarının bir parçası olarak yorumlanıyor. Hizbullah liderleri, yaptıkları konuşmalarda, 'direnişin zaferini' vurguladı. Bu durum, Lübnan'ın kırılgan iç dengeleri açısından önemli.
Öte yandan, törene katılımın beklenenden düşük olması, savaşın toplumda yarattığı derin travmanın göstergesi. Pek çok aile, evlerini terk etmiş durumda ve hâlâ geri dönmeye cesaret edemiyor. Uluslararası toplum, Lübnan'a yardım çağrıları yaparken, yeniden inşa sürecinin yavaş ilerlediği belirtiliyor. Nebatiye gibi kentlerde, elektrik, su ve sağlık hizmetlerinin yeniden kurulması haftalar alabilir. Bu durum, bölgede insani krizin devam ettiğini ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki bu gelişme, Türkiye açısından hem insani hem de jeopolitik boyutlarıyla önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'daki yeniden inşa çabalarına destek vermiş ve bölgeye insani yardım göndermişti. Nebatiye gibi Şii nüfusun yoğun olduğu kentlerde Hizbullah'ın nüfuzunun güçlenmesi, İran'ın bölgedeki etkisini artırabilir. Bu durum, Türkiye ile İran arasında Suriye ve Irak'ta süregelen rekabet bağlamında dikkatle izlenmelidir. Ayrıca, Lübnan'ın istikrarsızlaşması, Doğu Akdeniz'deki gaz arama faaliyetleri ve Mavi Vatan doktrini açısından Türkiye'nin çıkarlarını etkileyebilir. Türkiye, Lübnan'daki tüm kesimlerle diyaloğu sürdürerek, bölgesel barış ve istikrara katkı sağlamalıdır.