ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da İran'ın Basra Körfezi'ndeki Amerikan askeri üslerine düzenlediği yeni saldırıların ardından, iki ülke arasındaki savaşı sona erdirme amacı taşıyan geçici anlaşmanın "bittiğini" açıkladı. Bu gelişme, bölgede artan gerilimin bir yansıması olarak petrol fiyatlarını iki haftanın en yüksek seviyesine taşıdı. Reuters'ın aktardığı habere göre, Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada İran'ın eylemlerinin kabul edilemez olduğu vurgulanırken, Trump yönetiminin misilleme seçeneklerini değerlendirdiği belirtildi.
Gelişmenin arka planı: İran-ABD gerginliği tırmanıyor
Trump'ın söz konusu açıklaması, İran Devrim Muhafızları'na bağlı unsurların Katar yakınlarındaki bir ABD deniz üssüne insansız hava araçları ve füzelerle saldırmasının ardından geldi. Saldırıda ölen ya da yaralanan olmazken, üsdeki bazı ekipmanların hasar gördüğü bildirildi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın bu eylemlerinin bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve uluslararası hukukun ihlali olduğunu duyurdu.
Geçici anlaşma, Trump yönetiminin İran'ın nükleer programını sınırlamak ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetleri durdurmak amacıyla gizlice yürüttüğü müzakerelerin bir ürünüydü. Anlaşma kapsamında İran'ın uranyum zenginleştirmeyi %3,67 ile sınırlaması, ABD'nin de bazı yaptırımları gevşetmesi öngörülüyordu. Ancak İran'ın son saldırısı, bu mutabakatı fiilen rafa kaldırdı.
Uzmanlar, Trump'ın "anlaşma bitti" çıkışının, İran'a yönelik daha sert bir politikanın habercisi olabileceğini belirtiyor. Özellikle Kasım ayındaki ABD başkanlık seçimleri öncesinde, Trump'ın İran konusunda güçlü bir duruş sergileyerek seçmen desteğini artırmaya çalıştığı yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve Körfez güvenliği
Saldırının ardından Brent petrolün varil fiyatı 79 dolara yükselerek iki haftanın zirvesine çıktı. Piyasalar, Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol sevkiyatının kesintiye uğrayabileceği endişesiyle risk primini artırdı. Analistler, İran'ın ABD üslerine yönelik saldırılarının, doğrudan bir savaş riskini artırmasının yanı sıra, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi müttefik ülkelerin enerji altyapısını da tehdit ettiğine dikkat çekiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel petrol arzının güvende olduğunu ancak herhangi bir büyük çatışmanın fiyatları hızla yükseltebileceği uyarısında bulundu. Bu arada, İran'ın müttefiki Lübnan Hizbullahı ve Yemen'deki Husiler de saldırıyı desteklediklerini açıklayarak bölgesel bir yangının sinyallerini verdi. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparken, Rusya ve Çin ise ABD'yi provokasyonlarla suçladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşu bölgelerindeki istikrarsızlığı derinleştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye, İran ile sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez'den karşılaması nedeniyle, İran-ABD gerginliğinden doğrudan etkileniyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını artırarak cari açık ve enflasyon üzerinde baskı yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Katar'daki askeri varlığı ve Basra Körfezi'ndeki ticari çıkarları, olası bir çatışmada risk altına girebilir. Ankara'nın hem ABD hem de İran'la diyaloğu sürdürme politikası, bu tür krizlerde arabuluculuk rolü üstlenmesine fırsat verse de, taraflar arasında sıkışma riskini de beraberinde getiriyor. Bölgedeki gelişmelerin Türkiye'nin güvenlik algısını ve dış politika dengelerini yeniden şekillendirmesi bekleniyor.