ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü yaptığı açıklamada İran ile varılan ateşkesin "bittiğini" duyurdu. Bu açıklama, ABD güçleri ile İran arasında son saatlerde yaşanan yoğun çatışmaların ardından geldi. Beyaz Saray'dan yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin gece saatlerinde İran'a yönelik saldırılar düzenlediği ve bu saldırılarda İran mevzilerinin hedef alındığı belirtildi. Trump, İran yönetimini "pislik" ve "kaçık" olarak nitelendirerek, Tahran'ın bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam ettiğini savundu.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın bu sert çıkışı, ABD ile İran arasında haftalardır süren gerginliğin zirveye ulaştığı bir dönemde gerçekleşti. İki ülke arasında Ocak ayında varılan ateşkes, son dönemde artan sınır ihlalleri ve hava saldırılarıyla sarsılmıştı. Pentagon yetkilileri, İran destekli milis gruplarının ABD üslerine yönelik saldırılarının arttığını ve buna karşılık ABD'nin caydırıcılık amacıyla hava operasyonları düzenlediğini bildirdi. Trump, konuşmasında İran'ın nükleer programına da değinerek, Tahran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin uluslararası anlaşmaları ihlal ettiğini iddia etti. İran Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, ABD'nin saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve meşru müdafaa hakkını kullanacaklarını duyurdu.
Olayın hemen ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı. ABD'nin BM Daimi Temsilcisi, konsey üyelerine yaptığı konuşmada, İran'ın bölgedeki vekil güçler aracılığıyla ABD vatandaşlarını hedef aldığını ve bu nedenle askeri müdahalenin zorunlu hale geldiğini söyledi. Rusya ve Çin ise Washington'un tek taraflı hamlelerini kınayarak, tarafları itidal çağrısında bulundu. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi, krizin diplomatik yollarla çözülmesi için arabuluculuk teklif etti.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın ateşkesi sona erdiren açıklaması, Orta Doğu'da yeni bir çatışma dalgasının habercisi olarak değerlendiriliyor. İran, ABD'nin saldırılarına karşılık olarak Hürmüz Boğazı'nda deniz trafiğini aksatabileceği sinyalini verdi. Bu durum, küresel petrol fiyatlarında ani bir yükselişe neden oldu. Uzmanlar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bölgedeki askeri varlıklarını artırarak İran'a karşı önlem aldıklarını belirtiyor. İsrail ise ABD'nin hamlesini desteklediğini açıklarken, Suriye ve Lübnan'da İran'a bağlı grupların alarm durumuna geçtiği bildirildi.
Analistler, tırmanan gerilimin bir yandan da Irak'ı iç savaşa sürükleyebilecek potansiyele sahip olduğunu vurguluyor. Bağdat yönetimi, ABD ile İran arasında sıkışmış durumda; hem Washington'la askeri iş birliğini sürdürmek hem de Tahran'la sınır komşusu olarak diyaloğu korumak zorunda. Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki varlığı, ABD-İran çatışmasının dolaylı bir sahası haline gelebilir. Moskova, İran'ın Suriye'deki askeri danışmanlarını korumak için devreye girebileceğinin sinyallerini vermişti. Krizin küresel boyutu, özellikle enerji piyasalarında hissediliyor; petrol varil fiyatları yüzde 8'in üzerinde artış gösterdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'yi hem güvenlik hem de ekonomi açısından doğrudan etkiliyor. Türkiye, İran'la 1.200 kilometrelik kara sınırına sahip ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi 10 milyar doları buluyor. Olası bir çatışma, sınır güvenliğini tehdit ederken, enerji ithalatında İran'a bağımlı olan Türkiye'nin doğalgaz ve petrol tedarikinde aksamalara yol açabilir. Ayrıca, bölgedeki güç dengelerinin değişmesi, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarını yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ankara'nın, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran arasında denge kurması gerekiyor.