Eski ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti'nin yaklaşan ara seçimleri kazanması durumunda her Amerikalı vatandaşa 5.000 dolar nakit ödeme yapılacağını açıkladı. Trump, bu vaadi bir mitingde dile getirerek ekonomik canlanma ve enflasyonla mücadele gerekçelerini öne sürdü. Önerinin mali boyutu ve uygulanabilirliği ise ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Vaadin Arka Planı ve Ekonomik Gerçekler
Trump'ın açıklaması, ABD'de 8 Kasım'da yapılacak ara seçimler öncesinde seçmen desteğini artırmaya yönelik bir hamle olarak yorumlanıyor. Ancak federal bütçe üzerinde yaratacağı yük tartışma konusu. ABD nüfusu yaklaşık 330 milyon; kişi başı 5.000 dolar doğrudan ödeme, toplamda 1,65 trilyon dolarlık bir harcama anlamına geliyor. Bu rakam, 2022 federal bütçesinin yaklaşık dörtte birine denk geliyor. Trump, kaynağın nasıl sağlanacağına dair somut bir plan sunmadı; ancak ticaret açıklarını kapatmak ve yabancı ülkelere uygulanan tarifeleri artırmak gibi genel ifadeler kullandı.
Ekonomistler, böyle bir teşvikin enflasyonu daha da körükleyebileceği uyarısında bulunuyor. ABD'de enflasyon halihazırda son 40 yılın zirvesinde seyrediyor; Ağustos 2022 itibarıyla yıllık enflasyon %8,3. Doğrudan nakit transferi talebi artırarak fiyatları yukarı çekebilir. Ayrıca, Kongre'nin onayı olmadan böyle bir ödemenin yapılması yasal olarak mümkün değil. Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu kazanmış olsa bile, Senato'da 60 oy barajı gibi prosedürel engeller aşılması gerekiyor.
Siyasi Yansımalar ve Benzer Vaadler
Trump, daha önce de benzer popülist ekonomik vaatlerde bulunmuştu. 2020 başkanlık seçimi öncesinde 1.200 dolarlık teşvik çekleri gönderilmişti; ancak o dönemde pandemi kaynaklı acil durum söz konusuydu. Şimdi ise Trump, bu vaadi bir seçim stratejisi olarak kullanıyor. Anketler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'nde avantajlı olduğunu gösterirken, Senato yarışı daha çekişmeli geçiyor. Trump'ın vaadi, özellikle ekonomik sıkıntı çeken işçi sınıfı seçmenleri hedefliyor.
Demokratlar ise vaadi "sorumluluktan uzak bir seçim rüşveti" olarak nitelendirdi. Beyaz Saray Sözcüsü, "Başkan Biden yönetimi, enflasyonu düşürmek ve istihdamı artırmak için gerçek çözümlere odaklanmıştır" açıklamasını yaptı. Bazı Cumhuriyetçi isimler bile vaadin bütçe disipliniyle çeliştiğini belirterek temkinli yaklaşıyor.
Küresel Ekonomi ve Piyasa Tepkileri
ABD'deki bu tür bir nakit dağıtımı, küresel piyasaları da etkileyebilir. Doların değerinde dalgalanma, tahvil faizlerinde yükseliş ve emtia fiyatlarında artış görülebilir. Gelişmekte olan ülkeler, ABD'den gelecek olası bir talep şokuyla ithalat maliyetlerinin artmasından endişe ediyor. Özellikle Türkiye gibi yüksek enflasyon ve cari açıkla mücadele eden ekonomiler için ABD'deki genişletici maliye politikası, küresel likidite koşullarını sıkılaştırabilir ve sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, vaadin gerçekleşme olasılığı düşük görülüyor. Kongre'den geçmesi için Cumhuriyetçilerin her iki kanatta da çoğunluğu kazanması ve partinin içindeki mali muhafazakarların ikna edilmesi gerekiyor. Bu nedenle piyasalar şimdilik temkinli bir bekleyiş içinde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçim öncesi dillendirilen bu tür popülist maliye vaatleri, küresel risk iştahını ve doların seyrini etkileyerek Türkiye ekonomisi için dolaylı sonuçlar doğurabilir. Olası bir nakit teşviki, ABD enflasyonunu yükselterek Fed'in daha agresif faiz artırımlarına gitmesine yol açabilir; bu da gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırır ve TL üzerinde baskı yaratır. Ayrıca Türkiye'nin ihracat pazarlarından biri olan ABD'de talebin canlanması kısa vadede olumlu olsa da, küresel ticaret dengelerini bozabilir. Türk dış politikası açısından ise vaadin uygulanabilirliği düşük olduğundan, şimdilik sembolik bir seçim söylemi olarak değerlendirilmeli; ancak ABD iç siyasetindeki popülist dalganın yansımaları takip edilmelidir.