Eski ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yaşanan gerilimin ABD ara seçimlerinin hemen ardından sona ereceğini savundu. Dallas'taki Cumhuriyetçi Ulusal Kongre'ye hareketinden önce gazetecilere konuşan Trump, "Savaşın seçimden hemen sonra biteceğini düşünüyorum çünkü daha fazla dayanamazlar. Seçimi etkilemeye çalışmak için çaresizler" ifadelerini kullandı. Trump'ın bu açıklaması, ABD-İran ilişkilerindeki mevcut gerginliğin seçim siyasetiyle iç içe geçtiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
Trump'ın sözleri, İran ile ABD arasında uzun süredir devam eden düşük yoğunluklu çatışma ortamında geldi. 2018'de ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çekilmesi ve ardından uygulanan ağır yaptırımlar, Tahran yönetimini ekonomik olarak zor durumda bıraktı. 2020'de İran Devrim Muhafızları Komutanı Kasım Süleymani'nin Bağdat'ta düzenlenen bir ABD operasyonuyla öldürülmesi, iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti. İran misilleme olarak Irak'taki ABD üslerine balistik füzelerle saldırmış, ancak taraflar daha geniş bir çatışmadan kaçınmıştı. Son aylarda ise İran'ın nükleer programını ilerlettiği yönündeki raporlar ve bölgedeki vekil güçleri üzerinden yürüttüğü faaliyetler, Washington'da yeni bir askeri seçenek tartışmasını alevlendirdi.
Trump'ın 'savaş' ifadesi, henüz resmi olarak ilan edilmiş bir savaş olmasa da, İran ile ABD arasında vekalet savaşları ve olası doğrudan çatışma senaryolarını kapsıyor. ABD ara seçimleri 8 Kasım 2022'de yapılacak. Trump, seçim öncesi atmosferde İran'a yönelik söylemini sertleştirerek Cumhuriyetçi tabanı konsolide etmeyi hedefliyor. Aynı zamanda İran'ın seçime müdahale etmeye çalıştığı iddiası, Rusya'nın 2016 seçimlerine müdahalesi tartışmalarını hatırlatıyor. Trump, İran'ın seçim sonuçlarını etkilemek için siber operasyonlar veya propaganda faaliyetleri yürüttüğünü ima ediyor, ancak bu iddiaya dair somut bir kanıt sunmadı.
Bölgesel ve küresel boyut
İran, ABD'nin Orta Doğu'daki en büyük rakiplerinden biri konumunda. Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan'daki vekil gruplar aracılığıyla geniş bir etki alanına sahip. ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri müdahalesi, Basra Körfezi'nde petrol sevkiyatını tehdit edebilir ve küresel enerji fiyatlarında ani sıçramalara yol açabilir. Trump'ın açıklamaları, ABD'nin İran politikasında askeri seçeneğin masada olduğunu gösteriyor. Öte yandan İran, nükleer programını barışçıl amaçlarla yürüttüğünü savunuyor ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliğini sürdürüyor. Ancak uranyum zenginleştirme oranını %60'a çıkarması, Batı başkentlerinde endişeyle karşılanıyor.
Trump'ın seçim sonrasına işaret etmesi, aslında seçim öncesinde İran'a yönelik büyük bir askeri hamle yapmayı düşünmediğini, ancak seçim sonrası için elini güçlü tutmak istediğini gösteriyor. Bu durum, İran'ın da seçim sonuçlarını bekleyerek pozisyon alabileceği anlamına geliyor. ABD-İran ilişkileri, yalnızca iki ülkeyi değil, bölgedeki tüm aktörleri ve küresel güç dengelerini etkiliyor. Rusya ve Çin, İran ile enerji ve savunma alanında işbirliğini derinleştirirken, ABD'nin olası bir askeri müdahalesi bu ülkelerle yeni gerilimlere yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile uzun bir kara sınırına sahip ve bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yolları açısından risk oluşturuyor. Türkiye, hem NATO üyesi olarak ABD ile müttefik hem de İran ile ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdüren bir ülke. Olası bir savaş, Türkiye'nin güneydoğu sınırında yeni bir mülteci dalgasına ve ekonomik baskılara yol açabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile yürüttüğü doğal gaz alımları ve bölgesel ticaret nedeniyle istikrarın korunmasından yana. Ankara'nın denge politikası, ABD'nin İran'a yönelik olası askeri adımlarında daha da zorlaşabilir.