ABD Başkanı Donald Trump, Çarşamba günü imzalayacağı Güvenli Amerika Yasası (Secure America Act) ile Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı (ICE) ile Sınır Devriyesi'ne (Border Patrol) 2029 yılına kadar yaklaşık 7 milyar dolarlık fon sağlayacak. Cumhuriyetçilerin öncülüğünde hazırlanan ve bütçe uzlaşma paketi (reconciliation package) olarak nitelendirilen yasa, Salı günü Temsilciler Meclisi'nde kabul edilmişti. Beyaz Saray, yasanın Trump yönetiminin göçmenlik politikalarının en önemli yapı taşlarından biri olduğunu vurgularken, Demokratlar ve sivil toplum kuruluşları ise yasanın insan hakları ihlallerine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Güvenli Amerika Yasası'nın Kapsamı ve Detayları
Güvenli Amerika Yasası, ICE ve Sınır Devriyesi'nin operasyonel bütçesini artırarak, sınır güvenliği teknolojilerine yatırım yapılmasını, ek personel alımını ve gözaltı merkezlerinin kapasitesinin genişletilmesini öngörüyor. Yasa, ayrıca sınır duvarının inşasına devam edilmesi ve yasadışı göçle mücadelede kullanılan İHA ve sensör sistemlerinin modernizasyonu için fon ayırıyor. Tasarının toplam maliyetinin 6,8 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Cumhuriyetçi liderler, yasanın ülkenin güney sınırındaki güvenlik açığını kapatacağını, insan kaçakçılığı ve uyuşturucu ticaretini engelleyeceğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu büyük bütçe artışının sivil denetim mekanizmalarını zayıflatacağını, göçmen çocukların ailelerinden ayrılması gibi insani krizlere yol açabilecek uygulamaları teşvik edeceğini ifade ediyor.
Yasa, Trump yönetiminin “sıfır tolerans” politikasının bir devamı niteliğinde. 2018'de uygulamaya konulan bu politika, sınırı yasadışı yollardan geçen yetişkin göçmenlerin cezai kovuşturmaya tabi tutulmasını ve çocuklarının ailelerinden ayrılmasını öngörüyordu. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, yeni yasanın bu uygulamaları daha da kurumsallaştırabileceği konusunda uyarıyor. Yasanın, Meclis'teki oylamada neredeyse tamamen parti çizgisinde geçtiği, sadece 2 Cumhuriyetçinin ret oyu kullandığı bildiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Güvenli Amerika Yasası, sadece ABD iç politikasında değil, komşu ülkeler ve uluslararası toplum nezdinde de yankı buluyor. Meksika hükümeti, yasanın sınır ötesi işbirliğini zorlaştırabileceğini ve göçmenlerin daha tehlikeli rotalar kullanmasına neden olabileceğini belirtiyor. Orta Amerika ülkeleri, özellikle Guatemala, Honduras ve El Salvador, ABD'nin sınır güvenliğini artırmasının, bu ülkelerden ABD'ye yönelik göç akışını azaltmak yerine, göçmenlerin Meksika üzerinden geçişini daha riskli hale getireceğinden endişe ediyor. Avrupa Birliği ise, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki sertleşmeyi, kendi sığınma sistemi ve insan hakları standartlarıyla çelişkili buluyor. Uzmanlar, yasanın küresel göç dinamiklerini etkileyebileceğini, özellikle iklim değişikliği ve çatışmalardan kaçan göçmenlerin yeni güzergahlar aramak zorunda kalabileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin göçmenlik politikalarındaki bu sertleşme, Türkiye'nin Suriyeli göçmenler ve düzensiz göçle mücadelesi açısından dolaylı etkiler yaratabilir. ABD'nin sınır güvenliğine yaptığı büyük yatırım, küresel göç akışlarını Avrupa ve Akdeniz rotalarına yönlendirerek Türkiye üzerindeki göç baskısını artırabilir. Ayrıca, ABD'nin bu yasa ile sergilediği sıfır tolerans yaklaşımı, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü göç anlaşması müzakerelerinde elini zayıflatabilir. Ankara, uluslararası toplumun göç yönetiminde insani standartları koruma konusundaki kararlılığını sorgularken, kendi sınır güvenliği ve göç politikalarını bu yeni dinamiklere göre şekillendirmek zorunda kalabilir.