ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, ülkedeki araştırma ve geliştirme (AR-GE) finansmanında köklü bir değişikliğe gitmeye hazırlanıyor. Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikaları Ofisi (OSTP) Direktörü Michael Kratisos tarafından Salı günü yayımlanan bir muhtıraya göre, federal hükümetin yıllık yaklaşık 200 milyar dolarlık AR-GE bütçesinin önemli bir bölümü, artık doğrudan akademik kurumlar yerine bireysel bilim insanlarına tahsis edilecek. Bu adım, bilimsel araştırmaların yürütülme biçiminde bir paradigma değişikliği olarak değerlendiriliyor.
Yeni Modelin Ayrıntıları
Muhtırada, yeni yaklaşımın “keşif odaklı ve çığır açıcı araştırmaları teşvik etmeyi” hedeflediği belirtiliyor. Kratisos, fonların “geleneksel kurumsal engelleri aşarak en yetenekli bireylere ulaşması gerektiğini” vurguladı. Plan kapsamında, Ulusal Bilim Vakfı (NSF), Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) ve Enerji Bakanlığı gibi ana fon sağlayıcı kurumların, proje bazlı desteklerin yanı sıra doğrudan bireysel araştırmacılara yönelik yeni bir hibe programı oluşturması isteniyor. Bu programın, özellikle erken kariyer aşamasındaki bilim insanlarına ve yüksek riskli, yüksek getirili projelere odaklanması planlanıyor.
Trump yönetimi, mevcut sistemin üniversitelerdeki idari şişkinlik ve verimsizlik nedeniyle fonların amacına ulaşamadığını savunuyor. Beyaz Saray yetkilileri, bireysel araştırmacılara doğrudan destek sağlanmasının, bürokrasiyi azaltarak bilimsel inovasyonun hızlanmasına yol açacağını ileri sürüyor. Ancak eleştirmenler, bu adımın üniversitelerin araştırma altyapısını zayıflatacağı ve özellikle temel bilimlerde uzun vadeli projeleri tehlikeye atacağı uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD’nin bilimsel araştırma fonlamasında yapacağı bu değişiklik, sadece ABD akademik camiasını değil, küresel bilim ekosistemini de yakından ilgilendiriyor. Dünyanın en büyük AR-GE bütçesine sahip ülkesi olan ABD’deki bu yönelim, uluslararası araştırma işbirliklerini, özellikle ABD üniversiteleriyle ortak projeler yürüten yabancı araştırmacıları ve kurumları doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, ABD’nin yapay zeka, biyoteknoloji ve iklim bilimi gibi kritik alanlardaki liderliğini koruma çabasıyla örtüşen bu planın, Çin ve Avrupa Birliği gibi rakipler karşısında ABD’nin konumunu güçlendirmesi hedefleniyor.
Ancak uzmanlar, bireysel fonlamanın artmasının, bilimsel camiada kısa vadeli ve uygulamalı araştırmalara yönelimi teşvik edebileceğini, temel bilimsel araştırmaların ise ihmal edilme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. Bu durum, özellikle küresel salgınlara karşı hazırlık, iklim değişikliği ve sürdürülebilir enerji gibi uzun vadeli, disiplinler arası sorunların çözümünü zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’nin AR-GE fonlama modelindeki bu değişiklik, Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Türk araştırmacılar, yeni bireysel hibe programlarından doğrudan yararlanma şansı bulabilir. Özellikle ABD’de eğitim görmüş veya ortak proje yürüten Türk bilim insanları, bu fonlara erişim konusunda daha avantajlı hale gelebilir. Ancak, ABD üniversiteleriyle mevcut işbirliklerinin azalması, Türkiye’nin uluslararası akademik ağlara entegrasyonunu olumsuz etkileyebilir. Türkiye’nin kendi AR-GE politikalarını bu gelişmeyi dikkate alarak güncellemesi, özellikle savunma, sağlık ve yapay zeka gibi stratejik alanlarda bağımsız araştırma kapasitesini artırması önem kazanıyor.