Tunus'ta eski Meclis Başkanı ve ülkenin en etkili İslamcı siyasi figürlerinden Raşid Gannuşi'nin cezaevinde fenalaştığı yönündeki haberler, ülkede ve uluslararası camiada büyük endişe yarattı. 2023 yılı Nisan ayında tutuklanan ve bir dava kapsamında “devlet güvenliğine karşı komplo” suçlamasıyla yargılanan 83 yaşındaki Gannuşi'nin, sağlık durumunun kritik olduğu bildiriliyor. Ailesi ve avukatları, yetkililere derhal tıbbi müdahale çağrısında bulunurken, gözaltı koşullarının ağırlaştığı ifade ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Raşid Gannuşi, Tunus'ta 2011 yılında başlayan Arap Baharı sürecinin ardından siyasi sahneye çıkan Nahda Hareketi'nin kurucusu ve lideri olarak biliniyor. 2011'den bu yana ülke siyasetinde önemli bir rol oynayan Gannuşi, özellikle 2014 Anayasası'nın hazırlanmasında ve demokratik geçiş sürecinde kilit bir isim oldu. Ancak 2021 yılında Cumhurbaşkanı Kays Said'in anayasa değişikliği ve olağanüstü yetkilerle yönetimi ele almasının ardından Nahda Hareketi hedef alındı. Gannuşi, 2023 Nisan'ında evinde gözaltına alınarak “devlet güvenliğine karşı komplo kurmak” ve “yabancı bir güçle iş birliği yapmak” suçlamalarıyla tutuklandı. Tutuklanması, uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sert bir şekilde eleştirildi; birçok kuruluş, Gannuşi'nin siyasi bir tutuklu olduğunu ve sağlık durumunun yaşı nedeniyle risk altında bulunduğunu vurguladı.
Hapishaneden gelen son haberlere göre, Gannuşi'nin sağlık durumu ciddi şekilde kötüleşti. Reuters haber ajansı, kaynaklara dayandırdığı haberinde Gannuşi'nin hücresinde baygın halde bulunduğunu ve hemen revire kaldırıldığını aktardı. Aile avukatları, yetkililerin kendilerine detaylı bilgi vermediğini belirterek, bağımsız bir doktor tarafından muayene edilmesi talebinde bulundu. Tunus İnsan Hakları Derneği, Gannuşi'nin hayati tehlikesinin bulunduğunu ve derhal tahliye edilmesi gerektiğini duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut
Gannuşi'nin tutuklanması ve son sağlık sorunları, Tunus'ta demokrasinin geleceği konusunda kaygıları artırırken, bölgesel ve küresel yansımaları da beraberinde getiriyor. Tunus, Arap Baharı sürecinden demokratik bir anayasa ve seçimlerle çıkan tek ülke olarak öne çıkıyordu. Ancak Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2021'den itibaren uyguladığı otoriterleşme politikaları, ülkeyi yeniden otoriter bir yöne sürükledi. Bu durum, Batılı ülkeler ve özellikle Avrupa Birliği (AB) tarafından kaygıyla izleniyor. AB, Tunus'ta insan hakları ihlallerine yönelik açıklamalar yapsa da, göçmen anlaşmaları ve ekonomik iş birliği nedeniyle Said yönetimiyle ilişkilerini sürdürüyor. Öte yandan, Körfez ülkeleri ve Mısır gibi bölgesel aktörler, Nahda Hareketi'ne mesafeli yaklaşıyor. Mısır yönetimi, Müslüman Kardeşler bağlantılı olması nedeniyle Nahda'yı tehdit olarak görüyor; Birleşik Arap Emirlikleri de benzer bir tutum izliyor. Gannuşi'nin ölümü halinde, Tunus'ta siyasi gerilimin daha da tırmanması ve toplumsal olayların patlak vermesi olasılığı bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tunus'ta Raşid Gannuşi'nin hapiste fenalaşması, Türkiye için doğrudan bir dış politika meselesi olmasa da, bölgesel istikrar açısından önem arz ediyor. Ankara, Nahda Hareketi'ne ideolojik yakınlık duymakla birlikte, son dönemde Tunus'taki gelişmeler karşısında daha temkinli bir tutum sergiliyor. Gannuşi'nin olası ölümü, Kuzey Afrika'da İslamcı siyasi hareketlerin geleceğini etkileyebilir ve Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde yeni bir parametre oluşturabilir. Ayrıca, Tunus'taki insan hakları ihlalleri, Türkiye'nin Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerinde benzer konuların gündeme gelmesine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle, Ankara'nın gelişmeleri yakından takip etmesi ve insani durumun kötüleşmesi halinde uluslararası platformlarda söz alması beklenebilir.