ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Küba’ya yönelik ekonomik ambargoyu benzeri görülmemiş bir şekilde sıkılaştırdı. Adada elektrik kesintileri artık günlük yaşamın bir parçası haline gelirken, halk geçim mücadelesi veriyor. Ancak birçok Kübalıya göre krizin bir bölümü, hükümetin yanlış politikaları ve yapısal sorunlardan kaynaklanıyor. Trump’ın izolasyon stratejisi, adayı diz çöktürmeyi hedefliyor ancak sonuçlar beklenenden daha ağır oluyor.
Gelişmenin Arka Planı: Ambargonun Tarihi ve Trump’ın Sertleşmesi
ABD’nin Küba’ya yönelik ambargosu 1962’de başladı ve o tarihten bu yana çeşitli başkanlar döneminde esnetildi veya sertleştirildi. Barack Obama döneminde (2014-2016) tarihi bir normalleşme adımı atılmış, diplomatik ilişkiler yeniden kurulmuş ve seyahat ile ticaret kısıtlamaları hafifletilmişti. Ancak Trump, 2017’de göreve gelir gelmez Obama’nın mirasını tersine çevirmeye başladı. Özellikle 2019 ve 2020’de uygulamaya koyduğu yeni yaptırımlar, Küba’nın enerji ithalatı, turizm ve havayolu bağlantıları üzerinde ağır baskı oluşturdu. ABD, Küba’ya petrol sevkiyatı yapan tanker şirketlerini ve adada faaliyet gösteren yabancı otel zincirlerini hedef aldı. Bu durum, Küba’nın enerji arzında ciddi daralmaya yol açtı. Ülkenin tek termik santrali olan Antonio Guiteras, yaşlanan altyapısı ve yedek parça eksikliği nedeniyle sık sık devre dışı kalıyor. Yetkililer, günde 12 saate varan planlı kesintiler uygulamak zorunda kalıyor. Halk, mum ve gaz lambalarına yönelirken, iş yerleri üretime ara veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Latin Amerika’da Yansımalar
Trump’ın Küba politikası, Latin Amerika’da tepkiyle karşılanıyor. Meksika, Venezuela ve Arjantin gibi ülkeler ambargoyu kınarken, ABD’nin baskısına rağmen Küba ile ticari ilişkilerini sürdürüyor. Özellikle Çin ve Rusya, Küba’nın ekonomik olarak ayakta kalması için kredi ve enerji yardımı sağlıyor. Rusya, adaya 2024’te iki sevkiyatla petrol tedarik etti ve bazı enerji altyapı projelerinde işbirliği yapıyor. Ancak bu yardımlar, ambargonun yarattığı açığı kapatmaya yetmiyor. Küba hükümeti, krizi fırsat bilerek özel sektöre yönelik reformları hızlandırdı. 2024’te küçük işletmelere daha fazla alan tanıyan yeni bir yasa çıkarıldı. Yine de adada temel gıda ve ilaç sıkıntısı sürüyor. Birleşmiş Milletler, ambargonun insani sonuçlarını vurgulayan yıllık raporunda, yaptırımların kaldırılması çağrısında bulunuyor. Trump yönetimi ise Küba’nın demokratikleşme ve insan hakları konusunda adım atmadığı sürece ambargonun devam edeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba krizi, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, ABD’nin yaptırım politikalarının sertleşmesinin küresel ticaret ve enerji piyasalarına yansımaları takip edilmeli. Trump döneminde uygulanan benzer baskılar, Venezuela ve İran’a yönelik yaptırımlarla birleşince, alternatif enerji kaynakları arayışını tetikliyor. Türkiye’nin enerji ithalatında Rusya ve İran’la ilişkileri düşünüldüğünde, ABD’nin Latin Amerika’daki bu hamleleri, uluslararası dengeleri değiştirebilir. Ayrıca Türkiye’nin Küba ile dostane ilişkileri bulunuyor; 2023’te iki ülke arasındaki ticaret hacmi 50 milyon doları aştı. Ambargonun derinleşmesi, Türk iş insanlarının Küba pazarındaki fırsatlarını kısıtlarken, insani boyut ise Ankara’nın dış politikada hassasiyet gerektiren bir konu.