Başkan Trump'ın ikinci döneminin ilk 20 ayında borsa önemli ölçüde yükseldi, ancak bu performans seleflerinin aynı dönemdeki başarılarıyla karşılaştırıldığında dikkat çekici farklılıklar gösteriyor. Financial Modeling Prep verilerine ve Axios Visuals'ın grafiklerine göre, Trump 2.0 döneminde S&P 500 endeksi ilk 20 ayda yüzde 12 artış kaydetti. Bu artış, Başkan Obama'nın ikinci dönemindeki yüzde 25'lik ve Başkan Clinton'ın ikinci dönemindeki yüzde 30'luk artışların oldukça altında kalıyor. Ancak Trump'ın ilk dönemindeki yüzde 10'luk artışın hafif üzerinde. Piyasa analistleri, bu farkın büyük ölçüde küresel ekonomik koşullar, faiz oranları ve jeopolitik risklerden kaynaklandığını belirtiyor.
Trump 2.0 Döneminde Piyasa Dinamikleri
Trump'ın ikinci döneminde borsa, ilk dönemine kıyasla daha istikrarlı bir seyir izledi. 2025 yılının ilk çeyreğinde yaşanan yüzde 5'lik düzeltmenin ardından, ikinci çeyrekte güçlü kurumsal kârlar ve beklenenden iyi gelen istihdam verileriyle toparlanma yaşandı. Özellikle teknoloji ve enerji sektörleri öne çıktı. Ancak, Fed'in faiz politikaları ve enflasyon endişeleri piyasa üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Trump yönetiminin vergi indirimleri ve deregülasyon hamleleri, iş dünyası tarafından olumlu karşılandı; fakat ticaret savaşları ve jeopolitik gerilimler belirsizlik yarattı.
Selefleriyle karşılaştırıldığında, Trump 2.0'ın borsa performansı ortalamanın altında. Obama döneminde düşük faiz ortamı ve toparlanma süreci borsayı desteklerken, Clinton döneminde teknoloji balonu öncesi güçlü büyüme etkili olmuştu. Trump'ın ilk döneminde ise pandemi öncesi vergi reformları ve deregülasyon borsayı yükseltmişti. İkinci dönemde ise pandemi sonrası enflasyon ve sıkılaşan para politikası, borsanın yükselişini sınırlıyor. Ayrıca, Trump'ın politikalarının yarattığı belirsizlik, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebiliyor.
Küresel Piyasalar ve Yatırımcı Davranışı
Trump 2.0 döneminde borsanın performansı, küresel piyasalarla da yakından ilişkili. Avrupa ve Asya piyasalarındaki dalgalanmalar, ABD borsasını doğrudan etkiliyor. Özellikle Çin ile ticaret müzakereleri ve Avrupa Birliği ile yaşanan gerginlikler, yatırımcıların risk iştahını azaltıyor. Buna karşın, ABD ekonomisinin görece güçlü duruşu ve teknoloji şirketlerinin liderliği, borsayı ayakta tutuyor. Yatırımcılar, Trump'ın politikalarının uzun vadeli etkilerini değerlendirirken, seçim dönemlerinde artan volatiliteye hazırlıklı olmalı.
Önümüzdeki dönemde, Fed'in faiz kararları ve enflasyon verileri borsanın yönünü belirleyecek. Trump yönetiminin olası yeni teşvik paketleri ve altyapı harcamaları, piyasaları destekleyebilir. Ancak, ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi ve jeopolitik riskler, aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Tarihsel veriler, ikinci dönemlerde borsanın genellikle ilk döneme göre daha ılımlı performans gösterdiğini işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump 2.0 dönemindeki ABD borsa performansı, Türkiye ekonomisi ve piyasaları için dolaylı da olsa önem taşıyor. ABD'deki büyüme ve faiz politikaları, küresel sermaye akımlarını ve doların değerini etkileyerek gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırımcı iştahını belirliyor. Trump'ın ticaret politikaları ve jeopolitik hamleleri, Türkiye'nin ihracat pazarlarını ve enerji maliyetlerini etkileyebilir. Ayrıca, Türk bankaları ve şirketleri, ABD piyasalarındaki dalgalanmalardan kaynaklanan küresel risk iştahı değişimlerine karşı duyarlı. Bu nedenle, Trump döneminde ABD borsasının seyri, Türkiye'nin finansal istikrarı ve dış ticaret dengesi açısından izlenmesi gereken bir gösterge olarak öne çıkıyor.