ABD'de 3 Kasım'da yapılacak Temsilciler Meclisi seçimleri öncesinde, Kaliforniya'daki en rekabetçi bölgelerde yarışan Cumhuriyetçi adaylar, Başkan Donald Trump'ın kampanya mitinglerine katılmaktan kaçınıyor. Adaylar, Trump'ın kutuplaştırıcı söylemlerinden uzak durarak, eyaletin ılımlı seçmen kitlesine ulaşmayı amaçlıyor. Bu strateji, Başkan'ın ulusal kampanya faaliyetlerine yoğun katılımına rağmen, yerel düzeyde farklı bir yol izlendiğini gösteriyor.
Seçim stratejisinde denge arayışı
Kaliforniya, geleneksel olarak Demokrat Parti'nin kalesi olarak bilinse de, özellikle Orange County ve Central Valley gibi bölgelerde Cumhuriyetçi adaylar için fırsatlar bulunuyor. 2018 ara seçimlerinde Demokratlar, eyalette dört sandalye kazanarak çoğunluğu ele geçirmişti. Bu kez Cumhuriyetçi adaylar, hem partinin tabanını motive etmek hem de bağımsız ve ılımlı seçmenleri kazanmak arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Trump'ın göçmen karşıtı söylemleri ve pandemi yönetimi, eyalette geniş bir kesim tarafından olumsuz karşılanıyor. Bu nedenle adaylar, Trump ile birlikte görünmekten kaçınıyor; bazıları ise Başkan'ın politikalarını desteklediklerini ancak yerel meselelere odaklandıklarını belirtiyor.
Örneğin, 39. Bölge'de yarışan Young Kim, Trump'ın 2016'daki performansından daha iyi bir sonuç almayı hedefliyor ve kampanyasında yerel ekonomik kalkınma, eğitim ve sağlık gibi konulara ağırlık veriyor. Benzer şekilde, 48. Bölge'de Michelle Steel, çevre düzenlemeleri ve vergi reformu gibi başlıklarla seçmenin karşısına çıkıyor. Her iki aday da Trump'ın mitinglerine katılmadı; bunun yerine sanal etkinlikler ve küçük ölçekli toplantılarla seçmenle buluşuyor.
Diğer yandan, Başkan Trump'ın Kaliforniya'ya yönelik eleştirileri ve eyaletin Demokrat yönetimini hedef alan açıklamaları, Cumhuriyetçi adayların işini zorlaştırıyor. Trump, son mitinglerinde Kaliforniya'nın yüksek vergileri ve düzensiz göç politikalarını sık sık gündeme getiriyor. Bu durum, adayların "Trump'sız Cumhuriyetçilik" mesajını vermesini güçleştiriyor. Yine de adaylar, Başkan'ın politikalarını desteklediklerini ancak eyaletin kendine özgü sorunlarına çözüm üretmeye odaklandıklarını vurguluyor.
Ulusal yansımalar ve seçim dinamikleri
Kaliforniya'daki bu strateji, aslında Cumhuriyetçi Parti içinde daha geniş bir tartışmayı yansıtıyor: Trump'ın popülist tarzı, genel seçimlerde bağımsız seçmeni kaybettirirken, parti tabanını konsolide ediyor. 2018'de Demokratlar, banliyölerde ve eğitimli seçmenler arasında büyük kazanımlar elde etmişti. Bu yıl Cumhuriyetçiler, benzer bir kayıp yaşamamak için Trump'ın gölgesinden uzaklaşmayı deniyor. Ancak bu mesafe, partinin sadık tabanını demoralize etme riski taşıyor. Anketler, Kaliforniya'daki bazı bölgelerde yarışın başa baş gittiğini gösteriyor. Örneğin, 25. Bölge'de Cumhuriyetçi aday Mike Garcia, Haziran'daki özel seçimde Demokrat rakibi Christy Smith'i yenmişti; ancak bu kez Trump'ın oy oranı düşük olduğu için Garcia da mesafeli bir kampanya yürütüyor.
Seçim sonuçları, sadece Kaliforniya için değil, ulusal çapta Temsilciler Meclisi çoğunluğu için de belirleyici olacak. Cumhuriyetçiler, en az 20 sandalye kazanarak çoğunluğu geri almayı hedefliyor. Kaliforniya'da kazanılacak her sandalye, bu hedefe önemli katkı sağlayabilir. Ancak Trump'ın eyaletteki düşük popülaritesi, bu hedefi zorlaştırıyor. Demokratlar ise Trump'ı kampanya malzemesi yaparak Cumhuriyetçi adayları "Trump'ın uzantısı" olarak göstermeye çalışıyor. Bu taktik, özellikle banliyölerde etkili olabilir.
Kampanya finansmanı açısından da ilginç bir tablo var: Cumhuriyetçi adaylar, Trump'ın kampanya fonlarından ziyade kendi yerel bağışçılarına yöneliyor. Bu, hem bağımsızlık imajı vermek hem de Trump karşıtı seçmenin tepkisini çekmemek için bir strateji. Ancak partinin ulusal kaynaklarından mahrum kalmak, özellikle reklam ve saha çalışmalarında dezavantaj yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ara seçimler, Türkiye'yi doğrudan etkileyen sonuçlar doğurabilir. Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğun değişmesi, Türkiye'ye yönelik yaptırım tasarıları ve silah satışları gibi konularda belirleyici olacak. Demokratların çoğunluğu koruması halinde, Türkiye karşıtı yasama girişimlerinin hız kazanması muhtemel. Cumhuriyetçilerin kazanması durumunda ise Trump yönetimiyle uyumlu bir Kongre, Türkiye ile ilişkilerde daha pragmatik bir tutum sergileyebilir. Kaliforniya'daki bu yerel dinamikler, aslında ABD siyasetindeki kutuplaşmanın bir yansıması olarak, Türkiye'nin Washington'daki stratejik hesaplarını da etkileyecek.