Toyota ve Jaguar Land Rover (JLR), Avrupa Birliği'nin elektrikli araçlara yönelik 'Made in Europe' etiketi planının, Birleşik Krallık, Türkiye ve Fas gibi ülkelerdeki fabrikalarına yapılan yatırımları ve binlerce kişilik istihdamı tehdit ettiği uyarısında bulundu. Otomotiv devleri, Brüksel'in önerdiği katı yerel içerik kurallarının, mevcut tedarik zincirlerini altüst edeceğini ve AB dışındaki üretim tesislerinin rekabet gücünü kıracağını savunuyor.
Önerilen Kurallar ve Sektör Tepkileri
Avrupa Komisyonu, 'Avrupa'da Üretildi' etiketi kapsamında elektrikli araç bataryalarından gövde parçalarına kadar birçok bileşenin yüzde 60 oranında AB içinde üretilmesini şart koşan bir düzenleme üzerinde çalışıyor. Amaç, Avrupa'nın Çin'e bağımlılığını azaltmak ve bölgesel sanayiyi canlandırmak olsa da, otomotiv endüstrisi bu hamlenin ters etki yapacağını belirtiyor.
Toyota'nın Avrupa CEO'su Matt Harrison, yaptığı açıklamada 'Bu kurallar, İngiltere ve Türkiye'deki dev tesislerimizi AB pazarına erişimde dezavantajlı konuma düşürecek. Mevcut yatırımlarımızı ve istihdamı korumak istiyorsak, esneklik şart' dedi. JLR ise Slovakya ve Avusturya'daki fabrikalarının yanı sıra İngiltere'deki üretim üslerinin de bu düzenlemeden olumsuz etkileneceğini vurguladı.
Otomotiv Sanayii Derneği (SMMT) verilerine göre, Avrupa'da satılan araçların yaklaşık yüzde 20'si Birleşik Krallık, Türkiye ve Kuzey Afrika'daki tesislerden sağlanıyor. Uzmanlar, yeni kuralların bu tedarik akışını kesintiye uğratabileceği ve kısa vadede araç fiyatlarını yükseltebileceği konusunda uyarıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Avrupa Birliği, Çin'in elektrikli araç pazarındaki hakimiyetine karşı yerli üretimi teşvik etmek isterken, Brexit sonrası ticaret anlaşmaları ve Türkiye Gümrük Birliği'nin geleceği de bu tartışmaların merkezinde yer alıyor. Özellikle Birleşik Krallık, AB ile imzaladığı Ticaret ve İşbirliği Anlaşması çerçevesinde menşe kurallarının yeniden müzakere edilmesini talep ediyor.
Fas ve Türkiye ise düşük işçilik maliyetleri ve coğrafi yakınlıkları sayesinde Avrupalı otomotiv devleri için önemli üretim üsleri haline geldi. İstanbul Sanayi Odası raporlarına göre, Türkiye'de faaliyet gösteren 10'dan fazla uluslararası otomotiv firması, yılda 1,5 milyona yakın araç üretiyor ve bu üretimin önemli kısmı AB ülkelerine ihraç ediliyor.
Ekonomik araştırma kuruluşları, 'Made in Europe' planının hayata geçmesi halinde, Türkiye'deki otomotiv sektöründe yaklaşık 30 bin kişinin işini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini tahmin ediyor. Aynı durum, Birleşik Krallık'taki Nissan, BMW gibi üreticiler için de geçerli. Sendikalar ise konuyu işçi hakları ve endüstriyel dönüşüm çerçevesinde ele alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği kapsamında otomotiv ihracatının önemli bir kısmını Avrupa pazarına yapıyor. Yeni düzenleme, Türkiye'deki yabancı otomotiv yatırımlarını doğrudan tehdit ederken, mevcut tesislerin geleceğini sorgulatıyor. Türkiye'nin AB ile gümrük birliğinin güncellenmesi müzakerelerinde, bu tür yerel içerik kurallarına karşı esneklik talep etmesi bekleniyor. Ayrıca, Çinli üreticilerin Türkiye'yi bir üretim üssü olarak kullanma planları da bu gelişmelerden etkilenebilir. Kısacası, 'Made in Europe' sadece bir etiket değil, Türkiye'nin sanayi politikasını ve yabancı yatırım stratejisini yeniden şekillendirebilecek bir dönüm noktası.