İran, savaşın 104. gününde ABD’nin ülke içindeki yeni saldırılarına misilleme olarak bölgedeki Amerikan üslerine yönelik saldırı başlattığını açıkladı. Tahran yönetiminden yapılan resmi açıklamaya göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı birlikler, ABD’nin İran topraklarına düzenlediği hava operasyonlarının ardından “meşru müdafaa” kapsamında Irak ve Suriye’deki koalisyon üslerini hedef aldı. İran liderliği, saldırıların sınırlı olduğunu ve ABD’nin devam eden saldırganlığına karşı “bir uyarı” niteliği taşıdığını vurguladı.
Gelişmenin arka planı
ABD Savunma Bakanlığı’ndan yapılan önceki açıklamada, İran içinde hedef alınan “terörist kampları ve milis varlıklarına” yönelik hassas saldırılar düzenlendiği belirtilmişti. Pentagon sözcüsü, bu operasyonların İran’ın bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği engellemek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti. İran ise bu saldırıları “egemenlik ihlali” olarak nitelendirdi ve Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, “ABD’nin her türlü saldırısına en sert şekilde karşılık verileceği” uyarısında bulunuldu.
Son gelişmeler, iki ülke arasında haftalardır süren gerginliğin tırmanmasına işaret ediyor. Geçtiğimiz hafta İran’ın Basra Körfezi’ndeki askeri tatbikatları ve ABD’nin uçak gemisi konuşlandırması, bölgede savaş riskini artırmıştı. Uzmanlar, tarafların doğrudan çatışma yerine vekil güçler üzerinden birbirine karşılık verdiğini, ancak bugünkü gelişmenin ilk kez doğrudan askeri hedeflere yönelik olduğu için kritik bir eşik olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İran’ın ABD üslerine saldırması, bölgedeki dengeleri altüst edebilecek bir hamle olarak değerlendiriliyor. Irak hükümeti, ülkesindeki ABD üslerine yönelik saldırıları kınarken, “Irak topraklarının üçüncü ülkeler arasındaki çatışmalara sahne olmasını istemediklerini” açıkladı. Suriye’deki durum ise daha karmaşık; rejim güçleri İran destekli milislerin saldırılarına zımni destek verirken, İsrail ve ABD’nin hava operasyonlarına karşı hava savunma sistemlerini devreye soktu.
Körfez ülkeleri, tırmanan gerilimden endişe duyduklarını belirterek taraflara itidal çağrısında bulundu. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, petrol fiyatlarının yükselmesi ve deniz trafiğinin sekteye uğraması riskine karşı kendi güvenlik önlemlerini artırdı. Rusya ve Çin, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını eleştirerek “tek taraflı eylemlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini” savundu. Avrupa Birliği ise diplomatik çözüm bulunması için arabuluculuk teklif etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD geriliminin savaşa dönüşmesi, Türkiye’nin güneydoğu sınırında yeni bir kriz anlamına geliyor. Türkiye, uzun süredir Irak ve Suriye’de PKK/YPG’ye karşı operasyonlar yürütürken, İran destekli güçlerin bölgedeki varlığı Ankara için bir tehdit oluşturuyor. Ayrıca, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran ve Irak üzerinden karşılayan Türkiye, petrol fiyatlarındaki olası artıştan olumsuz etkilenebilir. Ekonomik krizle boğuşan Türkiye, savaşın sınırlarına sıçraması halinde mülteci akını riskiyle de karşı karşıya. Bu nedenle Ankara, hem ABD hem İran ile dengeli bir diplomasi yürüterek krizin büyümesini engellemeye çalışacaktır.