İsrail hükümetinin, işgal altındaki Batı Şeria'da 61 yeni yerleşim biriminin fiilen kurulması için milyonlarca şekel finansman sağlamayı öngören bir planı onaylaması bekleniyor. Axios muhabiri Barak Ravid'in Çarşamba günü sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamaya göre, İsrail kabinesinin Perşembe günü onaylaması planlanan bu adım, uluslararası toplum tarafından yasadışı kabul edilen yerleşim faaliyetlerinde önemli bir genişlemeye işaret ediyor. Planın kapsamı ve finansman detayları henüz resmi olarak açıklanmazken, İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in daha önce büyük bir yerleşim genişlemesi sinyali verdiği biliniyor. Smotrich, uzun süredir Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişletilmesi ve yasallaştırılması için lobi faaliyeti yürütüyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşim faaliyetlerini sürdürmesi, uluslararası hukukun açık ihlali olarak değerlendiriliyor. 1967'den bu yana işgal altında olan bölge, uluslararası toplum tarafından işgal edilmiş toprak olarak kabul ediliyor ve burada yerleşim kurulması, Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı. ABD ve Avrupa Birliği gibi aktörler, İsrail'in yerleşim politikasını defalarca kınamış olsa da, somut yaptırımlar uygulamaktan kaçınıyor. Bu durum, İsrail'in yerleşim genişletme politikalarını cesaretlendiriyor. 61 yeni yerleşim biriminin fiilen kurulması planı, özellikle mevcut yerleşimlerin meşrulaştırılması ve yeni yapılaşmanın önünün açılması anlamına geliyor. Bu tür adımlar, Filistin yönetimi ve Hamas tarafından şiddetle kınanıyor ve bölgedeki gerginliği daha da tırmandırma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'in bu kararı, sadece Filistin-İsrail çatışmasını derinleştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. Batı Şeria'daki yerleşimlerin genişlemesi, iki devletli çözümün uygulanabilirliğini zayıflatıyor ve Filistinlilerin gelecekte bağımsız bir devlet kurma umutlarını azaltıyor. Arap ülkeleri, özellikle de Suudi Arabistan ve Mısır, bu tür adımları kınamakta ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırmaktadır. Öte yandan, İsrail'in aşırı sağ koalisyon hükümeti, yerleşim faaliyetlerini daha da agresif bir şekilde genişleteceğinin sinyallerini veriyor. Bu durum, ABD'nin arabuluculuğunda ilerletilmeye çalışılan İbrahim Anlaşmaları gibi normalleşme süreçlerini de olumsuz etkileyebilir. Küresel ölçekte, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde alınan 2334 sayılı karar, Batı Şeria'daki yerleşimlerin yasadışı olduğunu teyit etmiş olsa da, İsrail bu kararı tanımamakta ve uygulamamaktadır. Batı ülkelerinin çoğu, İsrail'in bu politikalarına karşı sert tedbirler almaktan kaçınmaktadır, bu da yerleşim genişlemesinin önünü açmaktadır.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü destekle bilinmektedir ve İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim genişletme adımlarını uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirmektedir. Bu karar, Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir gerginlik yaratabilir. Türkiye, Filistin topraklarının ilhakını kınayan ve iki devletli çözümü savunan BM kararlarının arkasındaki ülkelerden biridir. İsrail'in bu adımı, Türkiye'nin bölgedeki nüfuz mücadelesinde Filistinlilere yönelik diplomatik girişimlerini artırmasına neden olabilir. Ayrıca, Türkiye enerji ve ticaret alanında İsrail ile iş birliğini sürdürürken, bu tür gelişmeler kamuoyunda hükümete karşı bir baskı oluşturabilir. Özetle, bu gelişme Türkiye'nin Orta Doğu politikasında Filistin yanlısı duruşunu pekiştirecek ve İsrail ile ilişkilerde dengeleri yeniden gözden geçirmesine yol açabilecektir.