İran devlet televizyonu, başkent Tahran'da geniş katılımlı sokak kutlamalarını canlı yayınladı. Görüntülerde, vatandaşların ellerinde İran bayraklarıyla meydanlara akın ettiği ve füze salvolarının geçişi sırasında coşkuyla tezahürat yaptığı görülüyor. Olay, İran'ın İsrail'e yönelik geniş çaplı bir füze saldırısı başlatmasının hemen ardından yaşandı. Saldırının hedefinin İsrail olduğu ve füzelerin Tahran semalarından geçerken halkın bu anı kutladığı bildirildi. Bu gelişme, Ortadoğu'da son yılların en ciddi askeri gerilimlerinden birine işaret ediyor.
Gelişmenin arka planı
İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada, saldırının İsrail'in son dönemde İran'a yönelik suikast ve sabotaj eylemlerine misilleme olduğu belirtildi. Açıklamada, 'Siyonist rejimin provokasyonlarına karşılık olarak, İsrail'in derinliklerindeki askeri hedeflere onlarca füze fırlatılmıştır' ifadeleri yer aldı. İsrail ordusu ise saldırıya karşı hava savunma sistemlerini devreye soktuğunu ve çoğu füzenin havada imha edildiğini duyurdu. Ancak bazı füze parçalarının yerleşim yerlerine düştüğü ve maddi hasara yol açtığı bildirildi. Olayın hemen ardından İsrail Güvenlik Kabinesi olağanüstü toplanarak durumu değerlendirdi. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun başkanlık ettiği toplantıda, 'İran'a karşı orantılı ve güçlü bir yanıt verileceği' mesajı verildi.
Tahran'daki kutlamalar, İran hükümeti tarafından teşvik edilen bir milli gurur gösterisi olarak değerlendiriliyor. Devlet medyası, saldırıyı 'İran'ın caydırıcılık gücünün bir kanıtı' olarak sunarken, muhalif sesler ise bu tür gösterilerin aslında halkın ekonomik sıkıntılardan uzaklaştırılmasına yönelik bir propaganda aracı olduğunu savunuyor. İran'da son aylarda artan enflasyon ve işsizlik nedeniyle birçok kentte protestolar düzenlenirken, füze saldırısının bu iç gerilimi bastırmak için kullanıldığı iddia ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırı, İran ile İsrail arasında yıllardır süren gölge savaşın açık bir çatışmaya dönüşme riskini artırdı. Uzmanlar, iki ülke arasında doğrudan bir savaşın Ortadoğu'nun tamamını etkileyeceği ve küresel enerji piyasalarında büyük bir şoka yol açacağı konusunda uyarıyor. Saldırının ardından petrol fiyatları yüzde 5'in üzerinde yükselirken, uluslararası piyasalarda belirsizlik hakim oldu. Birleşmiş Milletler, hem İran'ı hem de İsrail'i itidal çağrısında bulunarak tarafları gerilimi düşürmeye davet etti. ABD Başkanı Joe Biden, konuyla ilgili yaptığı açıklamada 'İsrail'in kendini savunma hakkına tam destek verdiğini' ancak 'bölgesel bir savaştan kaçınılması gerektiğini' vurguladı. Rusya ve Çin ise taraflara 'sağduyulu' olmaları çağrısında bulunurken, Avrupa Birliği krize diplomatik çözüm bulunması için acil girişimler başlattı.
İran'ın bu hamlesi, bölgedeki diğer aktörleri de harekete geçirdi. Lübnan Hizbullah'ı İran'ı destekleyen açıklamalar yaparken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri endişelerini dile getirdi. Yemen'deki Husi hareketi ise İran'ın yanında yer alacağını ilan etti. Bu durum, Ortadoğu'da İran destekli milisler ile ABD müttefiki ülkeler arasında yeni bir cephe açılması riskini doğuruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ve İsrail arasındaki bu gerginlikten doğrudan etkilenme potansiyeli yüksek ülkelerin başında geliyor. Türkiye, hem İran'la sınır komşusu olması hem de İsrail'le inişli çıkışlı ilişkileri nedeniyle dengeli bir politika izlemek zorunda. Ankara, krizin başından itibaren taraflara itidal çağrısı yaparken, bölgesel bir savaşın Türkiye'nin enerji güvenliğini tehdit edeceğinin farkında. Ayrıca İran'dan gelebilecek olası bir göç dalgası ve terör riski de Türkiye'nin gündeminde. Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada, 'Türkiye, bölgesel barış ve istikrarın korunması için arabuluculuk dahil her türlü çabayı göstermeye hazırdır' denildi. Uzmanlar, Türkiye'nin NATO üyesi olarak Batı bloku ile İran arasında bir köprü rolü üstlenebileceğini ve krizi yönetmede kilit bir konumda olduğunu belirtiyor.