Çin'in güneydoğusunda 2026 tayfun sezonunun ilk karaya vuran fırtınası, şiddetli yağışlar ve sel felaketlerine yol açarak en az 11 kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin çatılarda mahsur kalmasına neden oldu. Fujian eyaletine ulaşan tayfun, saatte 150 kilometreyi aşan rüzgar hızlarıyla bölgede büyük yıkıma yol açtı. Yetkililer, özellikle kırsal kesimlerde evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısının 400 bini bulduğunu açıkladı. Tayfunun etkisiyle oluşan seller, yılanların da sular altında kalan bölgelerde tehdit oluşturmasına neden oldu. Kurtarma ekipleri, helikopterler ve botlar aracılığıyla mahsur kalanları tahliye etmek için seferber oldu.
Gelişmenin Arka Planı
Çin Meteoroloji İdaresi, tayfunun karaya vurmasından saatler önce kırmızı alarm vermiş, ancak özellikle alçak kesimlerdeki yerleşim birimlerinde hazırlıklar yetersiz kaldı. En büyük yıkım, Fujian'ın kıyı şeridindeki köylerde meydana geldi; burada onlarca ev çöktü ve yollar ulaşıma kapandı. Sel sularının çekilmesiyle birlikte, su baskınına uğrayan alanlarda yılan ve akrep gibi zehirli hayvanların görülme sıklığı arttı. Yerel hastaneler, yılan ısırığı vakalarında artış bildirdi. Tayfun, aynı zamanda tarım arazilerine de büyük zarar verdi; pirinç ve sebze ekili alanların büyük bölümü sular altında kaldı.
Hindistan'ın Mumbai kentinde ise, aynı hafta içinde meydana gelen şiddetli yağışlar, en az üç binanın çökmesine yol açtı. Enkaz altında kalanlar için kurtarma çalışmaları devam ederken, ölü sayısının artmasından endişe ediliyor. Mumbai'de metrekareye 200 milimetreyi aşan yağış düştü; bu, şehir için son on yılın en yüksek günlük yağış miktarı olarak kayıtlara geçti. Yetkililer, altyapının yetersizliği nedeniyle su baskınlarının kaçınılmaz olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İklim değişikliğinin etkisiyle Asya-Pasifik bölgesinde tayfunların sıklığı ve şiddeti artıyor. Dünya Meteoroloji Örgütü'ne göre, son 30 yılda bölgedeki tropikal fırtınaların ortalama yoğunluğu yüzde 15 arttı. Çin, her yıl milyarlarca dolarlık hasara yol açan bu doğal afetlere karşı erken uyarı sistemlerini geliştirmeye çalışsa da, kırsal alanlardaki yapı stoku hâlâ dayanıksız. Mumbai'deki bina çökmeleri ise, hızlı kentleşmenin ve imar denetimindeki zafiyetlerin bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, her iki ülkenin de iklim değişikliğine uyum için acil yatırım yapması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, bu tür iklim felaketleri küresel tedarik zincirlerinde aksamalara yol açabilir. Çin ve Hindistan, Türkiye'nin önemli ticaret ortakları arasında yer alıyor; özellikle tekstil ve elektronik parça tedarikinde yaşanacak gecikmeler, Türk ithalatçılarını etkileyebilir. Ayrıca, iklim değişikliğinin getirdiği aşırı hava olaylarının Akdeniz havzasında da benzer riskler oluşturduğu unutulmamalı. Türkiye'nin afet yönetimi konusundaki deneyimlerini, benzer durumlarla başa çıkabilmek için bölgesel iş birliğine dönüştürmesi faydalı olacaktır.