ABD ile İran arasında Ortadoğu'da yeniden alevlenen savaş, stratejik Hürmüz Boğazı'nı yeni bir çatışma eksenine dönüştürdü. Washington yönetimi, İran'ın Basra Körfezi'ndeki Keşm Adası çevresine hava saldırıları düzenlerken, Tahran da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Amerikan üslerine füze ve dronlarla karşılık verdi. Petrol fiyatları yüzde 8'in üzerinde sıçrarken, bölge genelinde savaşın yayılma endişesi giderek büyüyor.
Keşm Adası'na Hava Saldırıları
İran resmi haber ajansı IRNA'nın bildirdiğine göre, ABD savaş uçakları yerel saatle gece yarısından hemen sonra Keşm Adası çevresindeki İran mevzilerini hedef alan bir dizi hassas saldırı gerçekleştirdi. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırının İran Devrim Muhafızları'na ait deniz karakollarını ve kıyı savunma sistemlerini vurduğu, operasyonun Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamak amacıyla yapıldığı belirtildi. Bölgede bulunan ABD Donanması'na ait uçak gemisi Theodore Roosevelt de operasyona destek verdi. Keşm Adası, stratejik konumu nedeniyle İran'ın Basra Körfezi'ndeki askeri varlığının kilit noktalarından birini oluşturuyor.
Tahran yönetimi ise ABD'nin saldırılarına saatler içinde yanıt verdi. İran Savunma Bakanlığı, Suudi Arabistan'ın doğusundaki Dhahran'daki ABD hava üssüne ve BAE'nin Abu Dabi kentindeki El-Dhafra üssüne balistik füzeler ve kamikaze dronlar ile saldırı düzenlendiğini duyurdu. İki saldırıda da can kaybı olup olmadığına ilişkin henüz kesin bilgi bulunmazken, bölgedeki Amerikan güçleri alarm durumuna geçti.
Hürmüz Boğazı: Küresel Enerjinin Kırılma Noktası
Hürmüz Boğazı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'sinin ve doğalgaz ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği dar bir su yoludur. İran'ın defalarca boğazı kapatma tehdidinde bulunması, küresel enerji piyasalarını tedirgin ediyor. Brent petrol varil fiyatı saldırı haberlerinin ardından 95 doların üzerine çıkarak son yedi ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel nakliye şirketleri, bölgeden geçişleri geçici olarak durdurduklarını duyururken, alternatif rotalar gündeme geldi. Öte yandan Çin, Hindistan ve Japonya gibi büyük enerji ithalatçıları, boğazın kapanması durumunda doğabilecek arz kesintilerine karşı acil durum planlarını devreye soktu.
Uzmanlar, ABD ile İran arasındaki bu doğrudan askeri temasın, 2020'de General Kasım Süleymani'nin öldürülmesinin ardından en ciddi tırmanma olduğu görüşünde. O dönemde İran, Irak'taki ABD üslerine füze saldırısı düzenlemiş ancak karşılıklı vuruşlar sınırlı kalmıştı. Şimdi ise çatışma coğrafyası Basra Körfezi'nin tamamına yayılmış durumda. Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn'deki Amerikan üsleri teyakkuza geçerken, İsrail savunma sistemlerini devreye soktu. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, acil toplantı çağrısı yaparken, Rusya ve Çin taraflara itidal çağrısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran çatışmasının doğrudan Türkiye sınırına yansıması olmasa da, bölgesel istikrarsızlık Ankara açısından kritik sonuçlar doğurabilir. Öncelikle enerji fiyatlarındaki yükseliş, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyecektir. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin Irak ve Körfez ülkeleriyle olan ticaretini ve enerji ithalatını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve tarihsel olarak dengeli bir politika izlemesi nedeniyle, bu krizde arabulucu rolü üstlenebilir. Ancak, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması ve Türkiye'nin NATO yükümlülükleri, Ankara'nın manevra alanını sınırlayabilir. Öte yandan Irak'taki gelişmeler, İran destekli milislerin faaliyetleri nedeniyle Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını ilgilendiriyor; savaşın yayılması, PKK ve diğer yapılar için yeni fırsat alanları yaratabilir.