Dünyayı yorumlayan akademisyenler, ona yaltaklananlar ve sessizce daha az zalim kılmaya çalışanlar vardır. John L. Esposito kesinlikle üçüncü kategoriye aitti. Vefatı, sadece seçkin bir bilim insanını değil, günümüzde giderek nadirleşen bir şeyi kaybettirdi: gerçek bir kamu entelektüelini. Georgetown Üniversitesi'nin önde gelen İslam araştırmacısı, İslam ve Batı arasında köprüler kurmaya adanmış bir ömür geçirdi. 2009'da ABD'deki en etkili 500 Müslüman arasında gösterilen Esposito, 1993'te yayımladığı "İslam Tehdidi: Efsane mi Gerçek mi?" kitabıyla Soğuk Savaş sonrası dönemde İslam'ın yeni küresel düşman olarak sunulmasına karşı çıktı.
Gelişmenin arka planı
John Louis Esposito, 1940'ta New York'ta doğdu. St. John's Üniversitesi'nde teoloji, Temple Üniversitesi'nde İslam ve dünya dinleri alanında doktora yaptı. 1999'da Georgetown Üniversitesi'ne katılmadan önce College of the Holy Cross'ta ders verdi. Burada Prens el-Velid bin Talal İslam ve Müslüman-Hıristiyan Anlayışı Kürsüsü'nü kurdu. Ayrıca, dünyanın en kapsamlı İslam ve Müslüman toplumları araştırma merkezlerinden biri olan Prens el-Velid bin Talal Merkezi'nin direktörlüğünü yaptı.
Esposito, 11 Eylül saldırıları sonrası İslam'a yönelik artan şüphe ve düşmanlığa karşı en etkili entelektüel seslerden biri oldu. Fox News'ten CNN'e kadar sayısız programda yer aldı, ılımlı Müslüman seslerin duyulmasını savundu. 2015'te İslam ve siyaset üzerine 45 ciltlik Oxford İslam ve Siyaset Ansiklopedisi'ni yayımladı. Eserleri, İslam'ın içsel şiddet içerdiği yönündeki oryantalist yaklaşımları bilimsel temelde çürütmeye odaklandı.
Bölgesel veya küresel boyut
Esposito'nun çalışmaları, özellikle Mısır, Tunus ve Fas gibi ülkelerdeki İslami hareketlerin demokratik potansiyeline dikkat çekti. Arap Baharı sürecinde, İslamcı partilerin seçim kazanmasının otomatik olarak teokratik bir yönetim anlamına gelmediğini savundu. Bu görüşleri, hem Batılı hükümetler hem de bölgedeki otoriter rejimler tarafından eleştirildi. Ancak Esposito, akademik bağımsızlığını koruyarak, ne siyasi ne de dini bir ajandaya hizmet etmedi.
British Journal of Middle Eastern Studies'de yayımlanan bir makalesinde, "Modern İslam düşüncesi, Batı'nın dayattığı sekülerleşme modeline alternatif arayışındadır" yazmıştı. Bu yaklaşım, Türkiye'deki İslami düşünce okulları arasında da yankı buldu. Esposito, Müslüman Kardeşler ve benzeri hareketlerin şiddetle bağını sorgulayarak, "İslamcılık, şiddet yanlısı aşırıcılıktan farklıdır" tezini savundu. Vefatı, bu tartışmaların güncelliğini koruduğu bir dönemde gerçekleşti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Esposito'nun mirası, Türkiye'nin İslam dünyasıyla ilişkilerinde önemli bir referans noktasıdır. Türkiye, hem laik hem de Müslüman bir ülke olarak Esposito'nun "ılımlı İslam" tartışmalarına doğrudan dahildir. Onun çalışmaları, AK Parti döneminde İslam ve demokrasi uyumu üzerine yapılan akademik tartışmalara kaynaklık etti. Dış politikada İslam dünyasıyla kurulan diplomatik köprüler, Esposito'nun entelektüel katkılarıyla paralellik gösterir. Vefatı, özellikle İslam araştırmaları alanında Türk akademisyenlerin uluslararası ağlarda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini hatırlatıyor.