Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada İran'ı bölge genelinde "azgın saldırılar" düzenlemekle suçladı. Suudi Arabistan, Tahran'ı doğrudan hedef alarak İran'ın Yemen'deki Husiler de dahil olmak üzere vekil güçler aracılığıyla istikrarı bozduğunu öne sürdü ve uluslararası toplumu Husilere karşı somut adımlar atmaya davet etti. Bu açıklama, Riyad'ın İran'a yönelik en sert eleştirilerinden biri olarak kayda geçti. Suudi Arabistan, ayrıca İran'ın nükleer programı ve balistik füze geliştirme faaliyetlerine ilişkin endişelerini yineledi.
Gelişmenin Arka Planı
Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilim, 2015 yılında Yemen'de Husilere karşı başlatılan askeri müdahale ile zirveye ulaşmıştı. Riyad, Husileri İran'ın vekil gücü olarak görüyor ve Yemen'den Suudi topraklarına yönelik füze ve İHA saldırılarından sorumlu tutuyor. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan ve Riyad'ın İran'a bağladığı saldırı, bölgesel tansiyonu daha da artırmıştı. Son dönemde Çin'in arabuluculuğuyla Mart 2023'te varılan anlaşma ile diplomatik ilişkiler yeniden tesis edilmiş olsa da, Husilere yönelik suçlamalar ve İran'ın bölgedeki etkisi konusundaki anlaşmazlıklar devam ediyor. Suudi Arabistan, BM çatısı altında İran'ın bölgesel yayılmacılığına karşı uluslararası bir cephe oluşturmaya çalışıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan'ın BM Genel Kurulu'ndaki bu çıkışı, Orta Doğu'da artan vekalet savaşları ve İran'ın nükleer programına ilişkin müzakerelerin tıkandığı bir döneme denk geliyor. İran, Suudi Arabistan'ın suçlamalarını reddediyor ve Husilere destek verdiği iddialarını sürekli yalanlıyor. Ancak ABD ve Batılı müttefikler, İran'ın bölgedeki milis gruplara silah ve finansman sağladığına dair kanıtlar olduğunu savunuyor. Husiler ise Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor ve Yemen'deki savaşta milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan insani kriz derinleşiyor. Suudi Arabistan'ın çağrısı, BM Güvenlik Konseyi'nde İran karşıtı yeni yaptırımların gündeme gelmesine zemin hazırlayabilir. Ayrıca bu gelişme, İran'ın nükleer anlaşmasının canlandırılması çabalarını da olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile İran arasındaki bu gerilimde denge politikası izliyor. Ankara, hem Riyad hem de Tahran ile ilişkilerini sürdürürken, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Suudi Arabistan'ın Husilere karşı uluslararası çağrısı, Türkiye'nin Yemen krizine yönelik tutumunu doğrudan etkilemese de, İran'ın bölgedeki vekil güçler üzerinden yürüttüğü faaliyetler Türkiye'nin güvenlik endişeleri arasında yer alıyor. Türkiye, ayrıca İran ile yürüttüğü enerji ve ticaret iş birliğini sürdürmek istiyor. Bu tür suçlamalar, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir ve bölgesel kutuplaşmayı derinleştirebilir.