Suudi Arabistan hava savunma birlikleri, Yemen'deki İran destekli Husilere bağlı milisler tarafından pazartesi günü fırlatılan balistik füzeleri başarıyla imha etti. Suudi liderliğindeki koalisyon, sivil yerleşimleri hedef alan saldırıyı engellemek için gelişmiş savunma sistemlerinin devreye girdiğini açıkladı. Koalisyon sözcüsü Turki el-Maliki, füzelerin Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine yöneldiğini, ancak hava savunma sistemleri tarafından havada imha edildiğini duyurdu. Saldırı, Yemen'deki uluslararası alanda tanınan meşru hükümeti destekleyen koalisyon güçleri ile Husiler arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir dönemde gerçekleşti.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, bölgesel güçler arasındaki rekabeti körüklemeye devam ediyor. 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçiren Husiler, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) de aralarında bulunduğu koalisyon güçleri tarafından desteklenen meşru hükümete karşı savaşıyor. İran'ın askeri ve lojistik desteğini alan Husiler, Suudi Arabistan topraklarına yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarını sıklaştırmış durumda. Son saldırı, Husilerin Kasım 2023'te Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarının ardından bölgede tırmanan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan, hava savunma sistemlerini geliştirmek ve füze saldırılarına karşı koymak için önemli yatırımlar yaparken, bu tür saldırılar ülkenin güney sınırlarında sürekli bir tehdit oluşturuyor.
Koalisyon sözcüsü el-Maliki, yaptığı yazılı açıklamada, Husilerin uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek sivilleri hedef aldığını belirtti. Açıklamada, füzelerin sivil yerleşim bölgelerine yakın noktalarda imha edildiği ve herhangi bir can kaybı yaşanmadığı ifade edildi. Ancak bu tür saldırılar, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiriyor ve Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri varlığını sürdürme kararlılığını test ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi saldırıları, sadece Suudi Arabistan'ı değil, aynı zamanda Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı gibi stratejik su yollarını da tehdit ediyor. Husilerin Kasım 2023'ten bu yana Kızıldeniz'deki ticari gemilere düzenlediği saldırılar, küresel tedarik zincirlerini olumsuz etkilemiş ve uluslararası deniz ticaretini tehdit eder hale gelmişti. Bu durum, ABD ve İngiltere'nin öncülüğünde bir deniz koalisyonunun oluşturulmasına ve Husilere karşı müşterek hava operasyonları düzenlenmesine yol açmıştı. Son balistik füze saldırısı, Husilerin hala önemli bir askeri kapasiteye sahip olduğunu ve bölgesel güvenlik için ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor.
İran'ın Husilere sağladığı teknoloji ve istihbarat desteği, bu füzelerin menzilini ve isabet oranını artırmış durumda. Uzmanlar, Suudi hava savunma sistemlerinin bu saldırıları engellemede başarılı olduğunu ancak füze yoğunluğunun arttığı bir senaryoda zorlanabileceğini belirtiyor. Ayrıca, bu saldırılar İran ile Suudi Arabistan arasında 2023 Nisan'ında başlayan normalleşme sürecini de tehdit ediyor. Riyad yönetimi, bir yandan Husilerle müzakere masasında otururken, diğer yandan askeri caydırıcılığını sürdürmek zorunda kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik politikaları ve Kızıldeniz'deki deniz güvenliği konularındaki çıkarları açısından önem taşıyor. Türkiye, Yemen'deki çatışmanın barışçıl yollarla çözülmesini savunurken, aynı zamanda kendi savunma sanayii ürünlerinin bölgedeki etkinliğini de test ediyor. Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerine yönelik yatırımları, Türk savunma şirketleri için potansiyel bir pazar oluşturabilir. Öte yandan, Kızıldeniz'deki güvenlik tehditleri, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji çıkarlarını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ankara, bölgede istikrarın sağlanması için Birleşmiş Milletler nezdinde yürütülen diplomatik çabalara destek verirken, Husilerle doğrudan bir mücadele içine girmekten kaçınıyor.