ABD Başkanı Donald Trump, Avrupalı müttefiklerin İran'a karşı olası bir askeri operasyona katılmayı reddetmesi nedeniyle gerilen ilişkiler ortamında Brüksel'deki NATO zirvesine katılmak üzere yola çıktı. Beyaz Saray yetkilileri, Trump'ın özellikle Almanya ve Fransa'nın İran konusunda ABD'ye destek vermemesini kişisel bir hakaret olarak gördüğünü ve bu durumun zirveye gölge düşürdüğünü belirtiyor. Zirvede savunma harcamalarının artırılması, terörizmle mücadele ve Çin'in yükselen etkisi gibi konular da masada olacak.
Arka Plan: İran Anlaşmazlığı ve Savunma Harcamaları
Trump yönetimi, 2018'de tek taraflı olarak ayrıldığı İran nükleer anlaşmasından (JCPOA) sonra Tahran'a yönelik maksimum baskı politikasını sürdürüyor. Geçtiğimiz haftalarda İran'a ait petrol tankerlerine el konulması ve Basra Körfezi'nde artan askeri hareketlilik, ABD'nin fiili bir savaşın eşiğine geldiği yorumlarına neden olmuştu. Avrupalı güçler ise diplomasiyi tercih ederek ABD'nin çağrılarına kulak vermedi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson, ortak bir bildiriyle İran'a yönelik yeni bir askeri maceraya karşı olduklarını açıkladılar.
Öte yandan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, zirve öncesi yaptığı açıklamada ittifakın birliğine vurgu yaparak, "NATO'nun gücü dayanışmasından gelir. Zorlu konuları konuşmaktan çekinmeyeceğiz ancak ortak düşmanlarımıza karşı birlikte durmalıyız" dedi. Ancak Trump'ın, Avrupalı müttefiklerin gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2'si olan savunma harcaması hedefini tutturamamasından duyduğu rahatsızlık da biliniyor. Özellikle Almanya'nın bu hedefin oldukça altında kalması Trump'ı öfkelendiriyor. Zirvede ABD'nin Almanya'dan asker çekme tehdidini yeniden gündeme getirebileceği konuşuluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Transatlantik Bağlar Zayıflıyor mu?
Trump'ın NATO'ya karşı takındığı mesafeli tavır, transatlantik ittifakın geleceğine dair soru işaretlerini artırıyor. Uzmanlar, ABD'nin Avrupa güvenliğinden vazgeçme eğiliminin Çin ve Rusya'nın işine yarayacağı uyarısında bulunuyor. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Avrupa Dış İlişkiler Konseyi'nden analist Sophia Besch'e göre, "Trump'ın NATO'yu 'modası geçmiş' olarak nitelendirmesi ve müttefiklerine sürekli baskı yapması, ittifak içinde güven erozyonuna yol açtı. Avrupalı liderler artık ABD'ye bağımlılığı azaltmak için kendi savunma inisiyatiflerini geliştirmeye çalışıyor."
İran krizi ise bu zaten kırılgan olan ilişkiyi daha da germiş durumda. Trump'ın İran'ı vurmak için bir bahane aradığı yönündeki iddialar, Avrupalı başkentlerde tedirginlik yaratıyor. Fransa, Almanya ve İngiltere, Tahran'la diyalog kanallarını açık tutmak için yoğun çaba harcarken, ABD'nin daha agresif adımlar atabileceği endişesi var. Ayrıca İran'ın nükleer faaliyetlerine devam etmesi ve uranyum zenginleştirme seviyesini artırması, tüm taraflar için kırmızı çizgiyi aşma riski taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
NATO'nun İran krizi nedeniyle yaşadığı bu iç gerilim, Türkiye'yi doğrudan etkilemektedir. Türkiye hem NATO üyesi olarak ittifak kararlarına bağlıdır hem de İran'la komşu olması nedeniyle olası bir askeri çatışmadan en fazla etkilenecek ülkelerden biridir. Türk yetkililer, ABD'nin İran'a yönelik yaptırım ve askeri baskı politikasını sıcak bakmamakta, diplomatik çözümden yana bir tutum sergilemektedir. Ancak NATO içindeki uyumsuzluk, Türkiye'nin ittifak içindeki manevra alanını daraltmaktadır. Özellikle Türkiye'nin Suriye ve Doğu Akdeniz'deki çıkarları, ABD ve Avrupa ile yaşadığı diğer anlaşmazlıklarla birleştiğinde, Türkiye'nin NATO'daki konumu daha da hassas hale gelmektedir. Ayrıca İran'dan enerji ithal eden Türkiye, yaptırımlar nedeniyle ekonomik zarar görebilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem de Avrupa başkentleriyle dengeli bir politika izlemek zorundadır.