Avrupa Birliği (AB), Gazze Şeridi'nde İsrail'in askeri operasyonlarının yol açtığı yıkımın ardından bölgenin "erken toparlanması" için uluslararası bağışçıların yaklaşık 1,3 milyar dolar (yaklaşık 42 milyar Türk Lirası) yardım taahhüdünde bulunduğunu duyurdu. AB Kriz Yönetimi Komiseri Janez Lenarcic tarafından yapılan açıklamada, toplanan fonların öncelikle enkaz temizliği, su ve sanitasyon altyapısının yeniden inşası gibi acil ihtiyaçları karşılamak üzere kullanılacağı belirtildi. Yardım paketi, AB üyesi ülkeler, Norveç, İsviçre ve diğer uluslararası kuruluşların katkılarıyla oluşturuldu.
Gelişmenin Arka Planı
Gazze, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından başlayan İsrail askeri operasyonları nedeniyle ağır bir insani krizle karşı karşıya. BM verilerine göre, saldırılarda 30 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti; binaların yüzde 60'ından fazlası hasar gördü ya da tamamen yıkıldı. Su ve sanitasyon altyapısı çalışamaz hale gelirken, hastanelerin çoğu hizmet dışı kaldı. AB, toplanan yardımın sadece acil ihtiyaçları karşılamakla kalmayıp aynı zamanda bölgenin uzun vadeli yeniden imarına da katkı sağlamasını hedefliyor. Lenarcic, "Bu fonlar, Gazze halkının temel hizmetlere erişimini yeniden tesis etmek ve enkaz altındaki cesetleri çıkarmak gibi insani görevler için kullanılacak" ifadelerini kullandı.
Ancak yardımın etkin bir şekilde ulaştırılması için İsrail'in sınırlamalarının kaldırılması gerektiği vurgulanıyor. BM ve insani yardım kuruluşları, İsrail'in uyguladığı abluka ve güvenlik kontrolleri nedeniyle yardımların Gazze'ye girişinin ciddi şekilde kısıtlandığını belirtiyor. AB, bu konuda İsrail'e baskı yapmaya devam edeceğini ancak ateşkes sağlanana kadar kalıcı bir çözümün mümkün olmadığını ifade ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki insani kriz, sadece Filistinlileri değil, aynı zamanda bölgesel istikrarı da tehdit ediyor. BM, Gazze nüfusunun %85'inin yerinden edildiğini ve salgın hastalıkların yayılma riskinin yüksek olduğunu açıkladı. AB'nin yardım taahhüdü, uluslararası toplumun krize müdahale konusunda birlik olma çabasının bir parçası. Ancak bazı analistler, yardımların sürdürülebilir olmasının ancak siyasi bir çözümle mümkün olacağını belirtiyor. İsrail ve Hamas arasında devam eden çatışmalar, yardımların dağıtımını engellerken, bölgede yeni bir göç dalgası endişesi de artıyor.
Öte yandan, ABD ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinden henüz somut bir sonuç alınamadı. AB, diplomatik çabaların yoğunlaştırılması gerektiği konusunda ısrarcı. Lenarcic, "Mevcut fonlar, insani bir felaketi önlemek için yeterli değil. Siyasi irade ve kalıcı bir ateşkes, bu yardımın anlamlı olması için vazgeçilmez" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze konusunda tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir ülke olarak öne çıkıyor. AB'nin yardım taahhüdü, Türkiye'nin de bölgede etkin bir insani diplomasi yürütmesini teşvik ediyor. Ankara'nın, Gazze'ye yönelik yardımların koordinasyonunda BM ve AB ile iş birliği yapması olası. Ancak Türkiye, İsrail ile normalleşme sürecinde olmasına rağmen, Gazze'deki saldırılara yönelik sert eleştirilerini sürdürüyor. Bu yardım paketi, Türkiye'nin bölgedeki insani krize müdahale kapasitesini artırması ve uluslararası platformda Filistin davasının görünürlüğünü koruması açısından bir fırsat sunuyor. Ayrıca, yardımların Gazze'ye ulaştırılmasında Türkiye'nin lojistik üs olarak kullanılması, Ankara'nın bölgesel aktör rolünü güçlendirebilir.