Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında inşa ettiği yasadışı yerleşimlerden elde edilen ürünlere yönelik ticaret yasağı getirilmesini büyük ölçüde destekliyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın bugün yaptığı açıklamaya göre, 27 üye ülkenin bakanları, bu konuda alınacak kararın arkasında birleşmiş durumda. Kallas, konuya ilişkin olarak "Bakanlar arasında geniş bir mutabakat var. Yerleşimlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu konusunda hemfikiriz ve bu durumun ticari boyutuna da yansıması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
Yerleşimlere Karşı AB'nin Tarihi Duruşu
AB, onlarca yıldır İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak kabul ediyor. 1967 Sınırları'nın ötesinde inşa edilen bu yerleşimler, iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Şimdi ise AB, bu siyasi duruşu ticari yaptırımlarla güçlendirmeyi hedefliyor. Yasağın, yerleşimlerde üretilen tarım ürünleri, kozmetik ve teknoloji gibi alanları kapsaması bekleniyor. Özellikle, Batı Şeria'da faaliyet gösteren İsrail şirketlerinin AB pazarına erişiminin kısıtlanması gündemde. Kallas, bu kararın "simgesel değil, somut bir adım" olduğunun altını çizdi.
Ancak tüm üye ülkeler aynı görüşte değil. Macaristan ve Çekya gibi bazı ülkeler, yasağın İsrail'le ilişkileri daha da germesinden endişe ediyor. Yine de Kallas, "Çoğunluğun desteği var. Ufak tefek itirazlar olsa da, bu tarihi bir adım olacak" dedi. Kararın, önümüzdeki haftalarda yapılacak AB Dışişleri Konseyi'nde resmileşmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu girişim, sadece AB-İsrail ilişkilerini değil, aynı zamanda ABD ve diğer bölgesel aktörlerle olan dengeleri de etkileyebilir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümeti, AB'yi "anti-Semitizmle" suçlarken, Filistin Yönetimi ise bu adımı memnuniyetle karşılıyor. Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "AB'nin uluslararası hukuka saygılı bir duruş sergilemesi önemli" denildi. Öte yandan, ABD'nin yeni yönetiminin bu konudaki tutumu merak ediliyor. Biden yönetimi, yerleşimlere karşı çıkmakla birlikte, ticari yaptırımlara sıcak bakmıyor.
Bölgesel açıdan bakıldığında, bu kararın İsrail-Filistin barış sürecine etkisi tartışmalı. Bazı analistler, yaptırımların İsrail'i masaya oturmaya zorlayabileceğini savunurken, diğerleri bunun tansiyonu daha da yükselteceğini söylüyor. Ayrıca, AB ülkeleri arasındaki farklılıklar, birliğin Ortadoğu politikasını ne kadar birlikte yürütebileceği sorusunu da gündeme getiriyor. Kallas, bu konuda iyimser: "Birliğimiz bu gibi konularda güçlü ve kararlı."
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun süredir İsrail yerleşimlerini kınamakta ve Filistin davasını desteklemektedir. AB'nin bu adımı, Türkiye'nin de benzer bir ticari yaptırım politikasını gündeme almasına zemin hazırlayabilir. Özellikle, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve İsrail'le ilişkilerin dengelenmesi bağlamında, Türkiye'nin AB ile koordineli hareket etmesi, Ankara'nın bölgedeki elini güçlendirebilir. Ancak, Türkiye-İsrail ticaret hacmi göz önüne alındığında, bu tür bir yaptırımın ekonomik maliyeti de hesaplanmalıdır. Yine de, Türkiye için bu gelişme, Filistin davasına verdiği desteği uluslararası platformlarda somut adımlarla pekiştirme fırsatı sunmaktadır.