Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, uluslararası toplumun Körfez'deki deniz ticaretini korumada yetersiz kaldığını belirtti. Bin Ferhan, İran destekli Husilerin Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı'nda artan saldırılarının küresel ekonomiye ciddi zarar verdiğini vurguladı. Suudi diplomat, dünyanın bu saldırılara karşı ortak bir tavır geliştiremediğini ifade etti.
Artan Saldırılar ve Bölgesel Gerilim
Yemen'deki İran destekli Husi milisleri, aylardır Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar düzenliyor. Bu saldırılar, küresel deniz taşımacılığının yaklaşık %12'sinin geçtiği Bab-el Mendeb Boğazı'nda ciddi aksamalara yol açtı. Birçok denizcilik şirketi, rotalarını Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu'na çevirmek zorunda kaldı; bu da hem maliyetleri artırdı hem de teslimat sürelerini uzattı.
Suudi Arabistan, Husilerin saldırılarını doğrudan İran'a bağlıyor ve Tahran'ı vekil güçleri üzerinden bölgesel istikrarı bozmakla suçluyor. İran ise saldırılarda herhangi bir rolü olduğunu reddediyor. ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, Kızıldeniz'de gemileri korumak için devriye görevleri yürütse de, saldırılar tamamen durdurulabilmiş değil.
Suudi bakan, konuşmasında ayrıca Husi saldırılarının sadece bölge ülkelerini değil, küresel tedarik zincirlerini de tehdit ettiğini söyledi. Bin Ferhan, "Dünya, bu tehdide karşı birleşik bir cephe oluşturmakta başarısız oluyor. Uluslararası deniz ticareti güvenliği hepimizin ortak sorumluluğudur" ifadelerini kullandı.
Uluslararası Toplumun Tepkisi ve Çözüm Arayışları
BM Genel Kurulu'nda pek çok ülke, Kızıldeniz'deki güvenlik sorununa dikkat çekti. Ancak şimdiye kadar bağlayıcı bir uluslararası mekanizma kurulamadı. ABD ve müttefikleri, deniz güvenliği için çok uluslu bir görev gücü oluşturmuş olsa da, bu gücün etkinliği tartışılıyor. Rusya ve Çin gibi aktörler, Batı öncülüğündeki operasyonlara mesafeli yaklaşıyor.
Suudi Arabistan, aynı zamanda Yemen'deki savaşın siyasi çözümü için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Ancak Husilerin askeri kapasitesini artırması ve İran'dan destek almaya devam etmesi, barış sürecini zorlaştırıyor. Bölgedeki tansiyon, Suudi Arabistan'ın ekonomik reform planları ve Vizyon 2030 hedefleri için de risk oluşturuyor.
Uzmanlar, Kızıldeniz'deki istikrarsızlığın uzun sürmesi halinde enerji fiyatlarının yükselebileceği ve küresel enflasyonun yeniden tetiklenebileceği uyarısında bulunuyor. Avrupa ve Asya arasındaki ticaretin önemli bir kısmı bu rotayı kullanıyor. Alternatif güzergahlar ise daha maliyetli ve zaman alıcı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı'ndaki istikrarsızlık, Türkiye'nin dış ticareti ve enerji güvenliği açısından doğrudan önem taşıyor. Türk ihracatının önemli bir bölümü Süveyş Kanalı üzerinden Körfez ve Asya'ya ulaşıyor. Saldırılar nedeniyle rotaların değişmesi, Türk ihracatçıları için ek maliyet ve rekabet dezavantajı yaratabilir. Ayrıca Türkiye, bölgesel istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunabilir; ancak Suudi Arabistan ve İran arasındaki gerilimde denge gözetmesi gerekiyor. Türkiye'nin enerji ithalatında Körfez ülkelerinin payı düşünüldüğünde, olası bir tırmanma enerji faturalarını artırabilir.