Birleşik Krallık'ta yeni Başbakan Keir Starmer, seçim zaferinin ardından kabinesini şekillendirirken, daha önce kendisini sert şekilde eleştiren ve selefi Jeremy Corbyn'in görevden alınmasında kilit rol oynayan bazı isimleri önemli pozisyonlara getirdi. Bu hamle, Starmer'in parti içi muhalefeti kontrol altına alma ve birleştirici bir lider profili çizme stratejisi olarak yorumlanıyor. Özellikle eski İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'in en yakın çalışma arkadaşlarından bazıları, şimdi Starmer yönetiminde üst düzey görevler üstleniyor.
Gelişmenin Arka Planı: Kimler Hangi Görevde?
Starmer'ın yeni kabinesinde dikkat çeken atamalar arasında, daha önce Corbyn'in basın danışmanı olarak görev yapan ve Starmer'ın liderlik kampanyasına karşı çıkan Simon Fletcher'ın hükümet içinde önemli bir iletişim danışmanı olarak atanması yer alıyor. Benzer şekilde, Corbyn'in ekonomi sözcüsü John McDonnell'in yakın müttefiki olan Rebecca Long-Bailey, Çalışma ve Emeklilik Bakanı olarak kabineye girdi. Long-Bailey, Starmer'ın liderliğini 'yeterince ilerici değil' diye eleştirmişti. Ayrıca, Corbyn'in baş stratejisti olarak bilinen Seumas Milne, Starmer yönetiminde düşük profilli bir danışmanlık görevine getirildi. Milne, daha önce Starmer'ın 'merkez sağa kaydığı' suçlamasında bulunmuştu.
Atamalar, sadece Corbyn'in eski ekibiyle sınırlı değil. Starmer, partinin sol kanadından gelen başka isimleri de kilit pozisyonlara yerleştirdi. Örneğin, daha önce Starmer'ın İklim politikalarını 'yetersiz' bulan Ed Miliband, Enerji Bakanı olarak atandı. Bu hamle, Starmer'in parti içi uyumu sağlama ve sol kanadı memnun etme çabası olarak görülüyor.
Analistler, Starmer'in bu stratejisinin hem avantajları hem de riskleri olduğunu belirtiyor. Bir yandan, eleştirmenlerini yönetime dahil etmek iç çatışmaları azaltabilir, diğer yandan ise kabinedeki fikir ayrılıkları yürütmeyi zorlaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişmeler, yalnızca İngiliz siyasetini değil, aynı zamanda Avrupa ve uluslararası dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. Starmer'ın kabinesinde sol kanadın güçlenmesi, Brexit sonrası AB ile ilişkilerin nasıl şekilleneceği konusunda sinyaller veriyor. Özellikle Rebecca Long-Bailey gibi isimlerin daha 'devletçi' ekonomi anlayışı, ticaret anlaşmalarında korumacılığı öne çıkarabilir. Ayrıca, Ed Miliband’ın Enerji Bakanı olması, yenilenebilir enerji yatırımlarında hızlanma ve iklim politikalarında daha iddialı hedefler anlamına gelebilir. Bu durum, uluslararası iklim müzakerelerinde İngiltere’nin rolünü güçlendirebilir. Öte yandan, NATO içinde savunma harcamaları ve Ukrayna politikasında değişiklik olup olmayacağı da merak konusu. Starmer'in atamaları, İngiltere'nin dış politikada daha bağımsız bir çizgi izleyebileceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye’nin Batı ile ilişkileri açısından dolaylı da olsa anlamlıdır. Starmer’ın kabinesinde yer alan sol kanat isimler, genellikle Türkiye’nin AB üyelik sürecine ve demokratik standartlarına daha eleştirel yaklaşmıştır. Özellikle Rebecca Long-Bailey, daha önce Türkiye’deki basın özgürlüğü konusunda endişelerini dile getirmişti. Bu nedenle, yeni İngiliz hükümetinin Türkiye’ye yönelik söyleminin bir miktar sertleşme potansiyeli vardır. Diğer yandan, ticari ilişkiler ve savunma sanayii ortaklıkları açısından Starmer’ın daha pragmatik bir çizgi izlemesi beklenebilir. Ancak kabinedeki sol kanadın ağırlığı, özellikle insan hakları söylemlerini artırabilir. Bu bağlamda, Türkiye’nin Brexit sonrası İngiltere ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması’nın geleceği de bu gözle değerlendirilmelidir.