Sri Lanka'da 2019 Paskalya Pazarı'nda düzenlenen ve 269 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırılarla ilgili soruşturma kapsamında, ülkenin eski Cumhurbaşkanı Gotabaya Rajapaksa ve iki eski üst düzey askeri yetkiliye yurtdışına çıkış yasağı getirildi. Colombo Yüksek Mahkemesi, adı açıklanmayan bir soruşturma biriminin talebi üzerine alınan bu kararla, Rajapaksa ve emekli Tuğgeneral Priyantha Jayasundara ile emekli Albay Udaya Weerasinghe'nin pasaportlarını mahkemeye teslim etmelerine hükmetti. Karar, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında şüphelilerin kaçma riskine karşı bir önlem olarak değerlendirildi.
Paskalya saldırılarının arka planı
21 Nisan 2019'da Sri Lanka'nın üç farklı kentinde dört otel ve üç kiliseye eş zamanlı düzenlenen intihar saldırılarında 269 kişi öldü, 500'den fazla kişi yaralandı. Saldırıları, El Kaide bağlantılı olduğu belirtilen yerel bir cihatçı grup olan National Thowheeth Jama'ath (NTJ) üstlendi. Olay sonrası dönemin Cumhurbaşkanı Maithripala Sirisena ile dönemin Başbakanı olan Rajapaksa arasında istihbarat paylaşımı ve önleyici tedbirler konusunda ciddi bir tartışma yaşanmıştı. Saldırıların ardından yapılan bazı soruşturmalar, güvenlik birimlerinin saldırı öncesinde istihbarat aldığı ancak gerekli önlemleri almadığını ortaya koymuştu. Rajapaksa, o dönemde başbakan olarak görev yapıyordu ve güvenlik koordinasyonundan sorumluydu. 2020'de devlet başkanlığı seçimlerini kazanan Rajapaksa, 2022'de ekonomik kriz ve protestolar sonucu istifa ederek ülkeyi terk etmiş, ardından kısa bir süre Singapur'da kaldıktan sonra dönmüştü. Yargı süreci, özellikle saldırganların yargılanması ve ihmali bulunan kamu görevlilerinin tespiti açısından yıllardır devam etmektedir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Sri Lanka'nın iç siyasetindeki güç mücadelesinin yanı sıra, Güney Asya'da terörle mücadele ve hesap verebilirlik konularında da önemli bir sınav niteliği taşıyor. Rajapaksa'nın yargılanması, ülkedeki siyasi kurumların bağımsızlığı açısından bir test olarak görülüyor. Özellikle Hindistan ve Çin gibi bölgesel güçlerin de yakından izlediği süreç, Sri Lanka'nın uluslararası platformdaki imajını etkileyebilir. Ayrıca, IMF kredisi ve ekonomik toparlanma çabaları sırasında bu tür bir yargı süreci, yabancı yatırımcıların ülkedeki hukukun üstünlüğüne olan güvenini sınayacak. Küresel ölçekte, Paskalya saldırıları, terör örgütlerinin küçük gruplar tarafından bile organize edilebildiğini göstermiş ve uluslararası istihbarat işbirliğini ön plana çıkarmıştı. Yargı sürecinin sonuçları, benzer vakalarda uluslararası toplumun tutumunu şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Sri Lanka'da hukukun üstünlüğünün tesisi açısından önemli olmakla birlikte, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir boyut taşımamaktadır. Ancak Türkiye, terörle mücadelede uluslararası işbirliğine verdiği önem çerçevesinde, Sri Lanka'daki yargı sürecini bir örnek teşkil etmesi bakımından izleyebilir. Ayrıca, Türkiye’nin Hint Okyanusu’na açılım politikası kapsamında Sri Lanka ile geliştirdiği ticari ve diplomatik ilişkiler, bu tür iç siyasi gelişmelerden doğrudan etkilenmese de, uzun vadede istikrarın sağlanması Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarına katkı sağlayabilir.