ABD Senatosu Azınlık Lideri Chuck Schumer (New York), Başkan Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak için İran'la vardığı anlaşmayı sert bir dille eleştirdi. Schumer, anlaşmayı 'teslim olma sanatı' (the art of the surrender) olarak tanımlayarak, Trump'ın kendini uzlaşma ustası olarak gördüğü 'Anlaşma Sanatı' (The Art of the Deal) kitabına göndermede bulundu. Schumer'e göre bu anlaşma, ABD için değil, Tahran için bir kazanım niteliği taşıyor.
Anlaşmanın detayları ve Schumer'in eleştirileri
Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'nın güvenli geçişini sağlamak için İran'la bir mutabakata vardı. Ancak Schumer, Senato'da yaptığı konuşmada anlaşmanın koşullarının ABD'nin çıkarlarını yeterince korumadığını savundu. 'Bu, artık bir anlaşma değil; bu, tehditlere boyun eğmektir,' diyen Schumer, anlaşmanın İran'a bölgedeki nüfuzunu genişletme fırsatı verdiğini öne sürdü. Özellikle İran'ın nükleer programı ve balistik füze geliştirme çabaları konusunda herhangi bir taviz alınmamasını eleştiren Schumer, 'Başkan, İran'ı hafife alıyor. Bu anlaşma, ABD'nin caydırıcılığını zedeliyor,' ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın içeriğine dair resmi bir açıklama yapılmazken, bazı kaynaklar mutabakatın ticari gemilerin boğazdan geçiş güvenliğini artırmayı hedeflediğini belirtiyor. Ancak Schumer, bunun İran'a ticari fayda sağlayacağını ve Tahran'ı daha saldırgan bir dış politika izlemeye teşvik edebileceğini iddia etti. Demokrat senatör, 'Bu bir teslimiyet belgesidir. Başkan Trump, İran'ın maksimum baskı politikasına yenik düşmüştür,' dedi.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20'sinin geçtiği stratejik bir su yolu. Bölgede yaşanan gerginlikler Aralık 2024'ten bu yana küresel enerji fiyatlarında dalgalanmalara neden olmuştu. Trump yönetiminin anlaşmaya varması, piyasalarda kısa süreli bir rahatlama yaratsa da, Schumer gibi eleştirmenler uzun vadede İran'ı cesaretlendireceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan anlaşma, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkeleri arasında endişeyle karşılandı; bu ülkeler, İran'ın bölgesel güvenliği tehdit etmeye devam ettiği gerekçesiyle daha sıkı bir ABD duruşu bekliyordu. İran ise anlaşmayı diplomatik bir zafer olarak lanse ederken, ABD'li yetkililer bunun geçici bir düzenleme olduğunu ve nükleer müzakerelerin ayrı bir süreçte devam edeceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'nın güvenliği, Türkiye'nin enerji tedariki ve deniz ticareti açısından kritik öneme sahip. Anlaşma, kısa vadede petrol fiyatlarını dengeleyerek Türkiye'nin ithalat maliyetlerini düşürebilir. Ancak Schumer'in uyarıları dikkate alındığında, bu düzenlemenin İran'ı bölgede daha cesur adımlar atmaya yöneltmesi halinde Türkiye'nin güney sınırında yeni bir güvenlik riski ortaya çıkabilir. Ayrıca ABD-İran arasındaki bu tür ikili mutabakatlar, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü zayıflatabilir. Ankara'nın, gelişmeleri yakından izleyerek hem enerji hem de güvenlik boyutunda proaktif bir duruş sergilemesi gerekiyor.