Başkan Donald Trump'ın İran ile yürüttüğü kriz yönetimi, son günlerde varılan geçici anlaşmaya rağmen Amerikan kamuoyunda ciddi bir onay kaybı yaşıyor. Associated Press ve NORC tarafından yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, Amerikalıların çoğunluğunun Başkan'ın İran ile olan gerilimi ele alış biçimini onaylamadığını ortaya koydu. Anket, Trump'ın İran'a yönelik tehditlerini geri çekmesi ve taraflar arasında nükleer program ve bölgesel faaliyetler konusunda bir anlaşma sağlanması sonrasında yapıldı. Ancak bu gelişmeler, kamuoyundaki olumsuz algıyı değiştirmeye yetmedi.
Anketin Ayrıntıları ve Kamuoyu Eğilimleri
10-14 Nisan tarihleri arasında yapılan ve 1.082 yetişkinin katıldığı anket, Trump'ın İran politikasını onaylayanların oranının yalnızca yüzde 35 olduğunu gösterdi. Onaylamayanların oranı ise yüzde 64'e ulaştı. Anketin hata payı artı/eksi yüzde 4 puan. İlginç bir şekilde, anlaşmadan haberdar olanlar arasında bile onay oranı yüzde 38'de kaldı. Bu, anlaşmanın kamuoyu üzerinde beklenen olumlu etkiyi yaratmadığını gösteriyor.
Anket ayrıca, Amerikalıların sadece yüzde 20'sinin ABD'nin İran ile olan anlaşmazlığını iyi yönettiğini düşündüğünü, yüzde 46'sının ise kötü yönettiğini belirttiğini ortaya koydu. Anlaşmaya verilen destek ise yüzde 40 ile sınırlı kalırken, yüzde 28 karşı çıktı, yüzde 32 ise kararsız oldu. Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 71'i anlaşmayı desteklerken, Demokratlarda bu oran yüzde 18'e düştü. Bağımsız seçmenlerde destek yüzde 37'de kaldı.
Trump'ın zirve tehditlerini geri çekmesi ve askeri gerilimi azaltması, kendi tabanında memnuniyet yaratırken, muhalif kesimlerde bu hamle 'zayıflık' olarak yorumlandı. Bu durum, anlaşmanın siyasi kutuplaşmayı yansıtan bir yapıda olduğunu gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD-İran anlaşmazlığının son yıllarda bölgesel ve küresel yansımaları büyük oldu. Özellikle 2020 başlarında İran'ın önde gelen komutanlarından Kasım Süleymani'nin öldürülmesi ve İran'ın misilleme olarak ABD üslerine saldırması, bölgeyi savaşın eşiğine getirmişti. Anlaşma, bu gerilimi düşürme potansiyeli taşıyor ancak uzmanlar, özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis gruplarına desteği konusunda kalıcı bir çözüm olmadığını belirtiyorlar.
Anlaşmanın içeriği tam olarak açıklanmamış olsa da, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlaması ve ABD'nin yaptırımları hafifletmesi öngörülüyor. Ancak bu geçici anlaşmanın, Körfez ülkeleri ve İsrail gibi bölgesel aktörlerde endişe yarattığı biliniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, anlaşmanın İran'ı daha da cesaretlendireceği ve bölgesel nüfuzunu artıracağı görüşünde. İsrail ise anlaşmayı 'tarihi bir hata' olarak nitelendiriyor.
Küresel boyutta ise anlaşma, uluslararası petrol piyasalarında fiyatları düşürücü bir etki yaratırken, ABD'nin Çin ve Rusya ile rekabetinde elini zayıflatabileceği yorumları yapılıyor. Özellikle Çin ve Rusya'nın İran ile yakın ilişkileri, anlaşmanın jeopolitik dengeleri değiştirebileceğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la sınır komşusu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını İran'dan karşılaması nedeniyle bu anlaşmadan doğrudan etkilenecek ülkeler arasında. Anlaşma, ABD yaptırımlarının hafiflemesiyle Türkiye'nin İran ile ticaretini artırabilir ve enerji maliyetlerini düşürebilir. Ancak anlaşmanın geçici olması ve bölgesel rekabeti tetiklemesi, Türkiye için güvenlik risklerini de beraberinde getirebilir. Özellikle Suriye, Irak ve Kafkasya'da İran'ın artan etkisi, Türkiye'nin çıkarlarıyla çatışma potansiyeli taşıyor. Ankara'nın bu süreçte dengeli bir politika izlemesi, hem enerji güvenliği hem de bölgesel nüfuz açısından kritik önem taşıyor.