Londra merkezli The Economist dergisinin savunma editörü Shashank Joshi, sekiz yıllık görev süresinin ardından savaşın karakterinde yaşanan köklü değişimleri mercek altına alıyor. Joshi, 2016'dan bu yana gözlemlediği çatışma dinamiklerinin, teknolojik yenilikler ve jeopolitik kaymalar nedeniyle nasıl dönüştüğünü analiz ediyor. Özellikle drone savaşları, siber saldırılar ve hibrit tehditlerin geleneksel savaş anlayışını nasıl altüst ettiğine dikkat çeken deneyimli editör, küresel güvenlik ortamının artık tek bir devletin hegemonyası altında olmadığını vurguluyor. Bu yazı, Joshi'nin veda yazısından yola çıkarak savaşın değişen doğasını ve uluslararası sistem üzerindeki etkilerini ele alıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Gelenekselden Hibrit Savaşa Geçiş
Shashank Joshi, The Economist'teki sekiz yıllık savunma editörlüğü döneminde, savaşın geleneksel cephe hatlarından çıkıp daha karmaşık ve çok boyutlu bir yapıya büründüğüne tanıklık etti. 2016'da göreve başladığında, IŞİD'in yenilgiye uğratılması ve Suriye iç savaşı gibi konular gündemdeyken, bugün Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail-Hamas çatışması ve Tayvan gerilimi gibi daha geniş çaplı ve teknolojik açıdan dönüşmüş çatışmalarla karşı karşıyayız. Joshi'ye göre, savaşın karakterini değiştiren en önemli faktörler arasında yapay zeka destekli silah sistemleri, insansız hava araçlarının yaygınlaşması ve siber uzayda artan rekabet yer alıyor. Ayrıca, devlet dışı aktörlerin (terör örgütleri, özel askeri şirketler) çatışmalardaki rolü de giderek büyüyor. Geleneksel ordular artık sadece düşman devletlerle değil, aynı zamanda bu aktörlerle ve hibrit tehditlerle de mücadele etmek zorunda.
Joshi, özellikle 2019'da Suudi Arabistan petrol tesislerine düzenlenen drone saldırısı ve 2020'de ABD'nin İranlı general Kasım Süleymani'yi öldürmek için kullandığı drone operasyonunun, savaşın doğasında bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Artık savaş, sadece fiziksel alanla sınırlı değil; bilgi savaşı, ekonomik yaptırımlar ve diplomatik baskı da en az askeri güç kadar belirleyici hale geldi. Bu durum, uluslararası hukuk ve savaş etiği açısından da yeni soruları beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Çok Kutuplu Dünyada Güç Dengesi
Savaşın değişen karakteri, küresel güç dengelerini de derinden etkiledi. Soğuk Savaş sonrasının tek kutuplu dünyası yerini, ABD, Çin, Rusya ve bölgesel güçler arasında daha karmaşık bir rekabete bıraktı. Joshi, bu yeni dönemde savaşın sadece askeri değil, aynı zamanda teknolojik, ekonomik ve siyasi bir boyut kazandığını vurguluyor. Örneğin, Ukrayna savaşı, Rusya'nın enerjiyi bir silah olarak kullanmasının yanı sıra, Batı'nın yaptırımlarının etkinliğini de test etti. Aynı şekilde, Tayvan üzerindeki gerilim, yarı iletken tedarik zinciri gibi teknolojik bağımlılıkların savaş stratejilerini nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.
Bu dönüşüm, aynı zamanda ittifakların doğasını da değiştirdi. NATO gibi geleneksel güvenlik örgütleri, siber savunma ve hibrit tehditlerle mücadele gibi yeni alanlarda kendini yeniden yapılandırırken, özellikle Hint-Pasifik bölgesinde AUKUS ve Quad gibi yeni ittifaklar ortaya çıkıyor. Joshi'ye göre, savaşın geleceği, yapay zeka ve uzay teknolojilerindeki rekabete bağlı olacak. Ancak bu yeni teknolojiler, aynı zamanda silahlanma yarışını hızlandırarak istikrarsızlık riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın değişen karakterine hem aktif bir katılımcı hem de etkilenen bir aktör olarak tanıklık ediyor. Özellikle SİHA'lar gibi insansız hava araçlarının üretimi ve kullanımında öncü konumda olan Türkiye, bu teknolojilerin hem Suriye, Irak, Libya ve Karabağ gibi çatışma bölgelerinde etkinliğini göstermiş hem de savunma sanayiinde dışa bağımlılığı azaltma yolunda önemli adımlar atmıştır. Jeopolitik konumu itibarıyla hibrit tehditlere, göç dalgalarına ve enerji güvenliği risklerine açık olan Türkiye, savaşın dönüşümüne uyum sağlamak için savunma teknolojilerinde yerli ve milli üretimi artırmakta, NATO içinde aktif bir rol oynamakta ve bölgesel krizlerde arabuluculuk girişimleriyle diplomatik ağırlığını kullanmaktadır. Ancak bu yeni savaş ortamı, siber güvenlik, terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlar gibi alanlarda yeni stratejiler geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır.