Ukraynalı yetkililer, 7 Haziran Pazar günü yaptıkları açıklamada, Rusya'ya ait bir insansız hava aracının (İHA) Çernobil nükleer santralinin yakınında bulunan kullanılmış nükleer yakıt deposuna saldırdığını duyurdu. Olay, Kiev yönetiminin savaşın başından bu yana en ciddi nükleer güvenlik ihlali olarak nitelendirdiği bir gelişme olarak kayıtlara geçti. Yetkililer, saldırı sonrası bölgedeki radyasyon seviyelerinin stabil kaldığını ve herhangi bir sızıntı tespit edilmediğini belirtti. Saldırının, Ukrayna'nın kuzeyindeki terk edilmiş Çernobil santraline birkaç kilometre mesafedeki tesiste meydana geldiği ifade edildi.
Saldırının detayları ve nükleer güvenlik riskleri
Ukrayna Devlet Acil Durumlar Servisi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Rus İHA'sı gece saatlerinde, Çernobil nükleer santralinin 1 numaralı reaktörüne ait kullanılmış yakıt depolama tesisini hedef aldı. Açıklamada, 'Dronun çarpması sonucu depolama tesisinin çatısında hasar meydana geldi, ancak yangın çıkmadı ve radyasyon seviyeleri normal sınırlar içinde kaldı' denildi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) da olayı doğrulayarak, bölgedeki güvenlik durumunu yakından takip ettiğini duyurdu. UAEA Başkanı Rafael Grossi, 'Bu tür saldırılar, nükleer güvenlik açısından kabul edilemez ve son derece risklidir' ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, kullanılmış nükleer yakıt depolama tesislerinin fiziksel olarak korunmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Çernobil'deki tesis, 1986'daki felaketten kalan yüksek radyoaktif atıkları barındırıyor. Herhangi bir hasar, radyoaktif parçacıkların havaya karışmasına ve geniş bir alanı kirletmesine neden olabilir. Neyse ki bu olayda, depolama ünitelerinin güçlendirilmiş yapısı sayesinde daha büyük bir felaketin önüne geçildiği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırıları sırasında nükleer tesisleri hedef alması uluslararası toplumda büyük endişe yaratıyor. Geçtiğimiz ay Zaporijya Nükleer Santrali'ne yönelik saldırılar da benzer bir tehdit oluşturmuş, UAEA defalarca taraflara nükleer tesislerin askeri hedef olarak kullanılmaması çağrısında bulunmuştu. Çernobil saldırısı, Rusya'nın savaş hukukunu ihlal ettiğini gösteren yeni bir kanıt olarak değerlendiriliyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'Sivillere ve kritik altyapıya yönelik bu tür saldırılar savaş suçu kapsamına girebilir' diyerek olayı kınadı.
Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, saldırıyı 'Rus terörünün yeni bir boyutu' olarak nitelendirerek, uluslararası toplumu daha sert yaptırımlar uygulamaya çağırdı. Öte yandan Rusya, saldırıyla ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmezken, Ukrayna'yı 'provokasyon' yapmakla suçladı. BM Güvenlik Konseyi'nin acil toplantı talebi ise Rusya'nın vetosuyla engellendi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Karadeniz'in kuzeyinde yaşanan nükleer güvenlik risklerinin Türkiye'yi de dolaylı olarak etkileyebileceğini gösteriyor. Çernobil'de olası bir radyasyon sızıntısı, hava akımlarıyla Karadeniz ve Trakya'ya ulaşma potansiyeli taşır. Ayrıca Türkiye, nükleer enerji santralleri konusunda (Akkuyu) hassas bir dönemden geçerken, nükleer güvenlik standartlarının önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Türkiye'nin UAEA ile iş birliğini sürdürmesi ve bölgedeki radyasyon izleme çalışmalarına katkıda bulunması stratejik önem taşıyor. Öte yandan Ukrayna-Rusya savaşında arabulucu rolü üstlenen Ankara, nükleer tesislerin hedef alınmaması konusunda taraflara çağrı yapabilir.