ABD'nin İran'a karşı başlattığı ve kamuoyunda 'Epic Fury Operasyonu' olarak bilinen askeri harekatın 100. günü geride kalırken, Washington'un savaşın başında belirlediği stratejik hedeflere ulaşıp ulaşamadığı tartışma konusu oldu. Operasyonun başlangıcından bu yana geçen sürede İran'ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları düzenlenirken, Tahran yönetiminin devrilmesi ya da nükleer programının tamamen durdurulması gibi hedefler henüz gerçekleşmedi. Uzmanlar, ABD'nin bu operasyonla İran'ı müzakere masasına oturtmayı amaçladığını, ancak Tahran'ın direncinin beklenenden yüksek olduğunu belirtiyor.
Operasyonun Arka Planı ve Gelişmeler
Epic Fury Operasyonu, ABD Başkanı'nın İran'ın nükleer silah geliştirme çabalarına karşı 'kırmızı çizgi' olarak nitelendirdiği bir dizi provokasyonun ardından başlatıldı. Operasyonun ilk günlerinde ABD, İran'ın uranyum zenginleştirme tesislerine ve insansız hava aracı üslerine hassas saldırılar düzenledi. Ancak İran, misilleme olarak Basra Körfezi'nde mayın döşeme ve Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine saldırı gibi asimetrik hamlelerle karşılık verdi.
100 günlük süreçte ABD'nin insansız hava araçları ve savaş uçaklarıyla 2 binden fazla sorti yaptığı, ancak İran'ın nükleer kapasitesini tamamen yok edemediği belirtiliyor. İran'ın yeraltındaki tünellere yerleştirdiği santrifüjlerin bir kısmı hala çalışır durumda. Ayrıca Tahran, Rusya'dan temin ettiği hava savunma sistemleri sayesinde ABD saldırılarının bir kısmını püskürtmeyi başardı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Operasyon, Orta Doğu'da geniş çaplı bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran'ın bu saldırılara karşılık olarak Hürmüz Boğazı'nı tehdit etmesi, küresel petrol akışını riske atıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD'nin yanında yer alırken, Irak ve Katar gibi ülkeler ise arabuluculuk çabalarını sürdürüyor. Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'ye karşı sert bir duruş sergileyerek Tahran'a diplomatik destek verdi.
Avrupa Birliği ise iki taraf arasında denge kurmaya çalışıyor. Almanya ve Fransa, ateşkes çağrıları yaparken, İngiltere ABD'nin yanında savaşa katılmama kararı aldı. Öte yandan İsrail, operasyonu dolaylı olarak desteklerken, Suriye ve Lübnan'daki Hizbullah aracılığıyla İran'a karşı istihbarat paylaşımı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran sınırında yaşanan bu gerilimden doğrudan etkileniyor. Operasyonun başlamasıyla birlikte Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde PKK ve YPG unsurlarının hareketliliği arttı; İran'ın dikkatinin dağılması, bu grupların sahada daha rahat manevra yapmasına olanak tanıyor. Ayrıca İran'dan Türkiye'ye yönelik düzensiz göç akınında artış gözlemleniyor. Enerji güvenliği açısından ise Türkiye'nin İran'dan doğalgaz ithalatı risk altında; alternatif kaynakların devreye sokulması için Azerbaycan ve Irak ile temaslar yoğunlaştırıldı. Ankara, bir yandan NATO müttefiki ABD ile ittifakını korurken, diğer yandan İran'a karşı diplomatik çözüm arayışlarını sürdürme gereği duyuyor.