Ermenistan, Başbakan Nikol Paşinyan'ın Batı yanlısı rotasının sınandığı kritik bir erken parlamento seçimi için sandık başına gidiyor. Seçimler, ülkenin Rusya ile geleneksel bağları ile Batı ile daha yakın ilişkiler kurma arzusu arasındaki çatlağı derinleştiriyor. 2020 Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından imzalanan ateşkesle şekillenen yeni jeopolitik dengelerde, seçim sonuçları Ermenistan'ın gelecekteki dış politika yönelimini belirleyecek. Özellikle Türkiye ve Azerbaycan ile normalleşme süreci, seçimlerin ardından hız kazanabilir veya sekteye uğrayabilir.
Seçimin Arka Planı: Savaşın Gölgesinde Bir Test
Ermenistan'da 20 Haziran'da düzenlenen erken parlamento seçimleri, ülkenin Kasım 2020'deki Dağlık Karabağ Savaşı'nda yaşadığı yenilginin ardından başlayan siyasi krizin bir yansımasıdır. Başbakan Paşinyan, savaşta alınan ağır kayıplar ve imzalanan ateşkes anlaşması nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalmış, muhalefet partileri Paşinyan'ı 'ülkeyi felakete sürüklemekle' suçlamıştı. Seçimler, Paşinyan'ın halkın desteğini yeniden kazanıp kazanamayacağını veya muhalefetin oluşturduğu ittifakın iktidara gelip gelmeyeceğini belirleyecek.
Paşinyan'ın Sivil Sözleşme Partisi, seçime Batı yanlısı bir kampanyayla girdi. Başbakan, ülkeyi Rusya'nın etkisinden kurtarıp Avrupa Birliği ve NATO ile daha entegre bir yol izleme sözü verdi. Ancak bu söylem, Rusya'nın Ermenistan üzerindeki tarihsel ve askeri nüfuzu göz önüne alındığında hayli iddialı. Öte yandan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan liderliğindeki ana muhalefet bloğu Ermenistan İttifakı, Rusya ile yakın bağları savunuyor ve Paşinyan'ın politikalarını 'ülkenin güvenliğini tehdit etmekle' eleştiriyor.
Seçimler, sadece iç siyaset açısından değil, aynı zamanda bölgesel güç dengesi açısından da büyük önem taşıyor. Anketler, Paşinyan'ın partisinin oyların yaklaşık %25'ini alabileceğini, ancak muhalefet ittifakının da benzer bir oranda oy beklediğini gösteriyor. Hiçbir partinin tek başına iktidar olacak çoğunluğa ulaşamaması halinde, koalisyon görüşmeleri gündeme gelecek.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Rusya, Batı ve Azerbaycan
Ermenistan seçimlerinin en önemli uluslararası yansıması, Rusya ve Batı arasındaki rekabet bağlamında değerlendiriliyor. Paşinyan'ın Batı'ya yaklaşma çabaları, Rusya'nın Güney Kafkasya'daki etkisini kaybetme korkusunu artırıyor. Rusya, Ermenistan'da askeri üs bulunduran ve ülkeye ekonomik yardım sağlayan en önemli güçlerden biri. Ancak, 2020 savaşı sırasında Rusya'nın müdahale etmemesi, Ermenistan'da Moskova'ya olan güveni sarsmış durumda.
Seçim sonuçları, aynı zamanda Azerbaycan ile olası bir barış anlaşmasının kaderini de belirleyecek. Paşinyan, Azerbaycan ile sınırların belirlenmesi ve ulaşım bağlantılarının açılması konusunda ilerleme kaydetmek istediğini belirtiyor. Ancak muhalefet, bu tür adımların Ermenistan'ın çıkarlarına zarar vereceğini savunuyor. Uzmanlar, seçimlerin ardından Dağlık Karabağ meselesinin çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlayabileceğini veya tamamen tıkanabileceğini ifade ediyor.
Batılı ülkeler, özellikle Avrupa Birliği ve Fransa, Paşinyan'ı desteklerken, seçimlerin şeffaf ve adil geçmesi için gözlemci gönderdi. ABD ise, Ermenistan'ın demokratik reformlarına destek veriyor ancak Rusya ile gerilimi tırmandırmaktan kaçınıyor. Seçim sonucunda, Batı'nın Ermenistan'a yönelik yardım ve yatırımları artabilir veya azalabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Ermenistan seçimleri, Türkiye için iki önemli sonuç doğurabilir. Birincisi, Türkiye'nin desteklediği Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinin seyri. Paşinyan'ın seçimi kazanması, 2020 ateşkes anlaşmasının uygulanmasını ve Zengezur Koridoru gibi projelerin hayata geçmesini hızlandırabilir. İkincisi ise, Ermenistan'ın Batı'ya yönelmesi, Türkiye'nin bölgedeki Rusya'ya karşı denge politikasına katkı sağlayabilir. Ancak muhalefetin zaferi, Rusya yanlısı bir yönelime yol açarak, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını zorlaştırabilir. Türkiye, seçim sonuçlarından bağımsız olarak, istikrarlı ve öngörülebilir bir Ermenistan yönetimi ile ilişkilerini geliştirmek isteyecektir.