ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran ile yürütülen nükleer müzakereler kapsamında oluşturulan teknik grubun önümüzdeki hafta yeniden bir araya geleceğini açıkladı. Rubio, haftalık basın toplantısında konuyla ilgili soruları yanıtlarken, "Yanılmıyorsam, ekibin yeniden İsviçre'ye gideceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Tahran yönetimi ile Washington arasında son dönemde yoğunlaşan diplomatik temasların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Teknik görüşmelerin, nükleer programın denetimi ve yaptırımların hafifletilmesi gibi kritik konulara odaklanması bekleniyor.
Görüşmelerin Arka Planı
İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakereler, Mart 2025'te Umman'ın arabuluculuğuyla başlamıştı. Taraflar, 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'na (KOEP) benzer bir çerçeve üzerinde mutabakat sağlamaya çalışıyor. Ancak İran'ın uranyum zenginleştirme seviyesini yüzde 60'a çıkarması ve uluslararası denetimleri kısıtlaması, süreci zora sokmuş durumda. Rubio'nun duyurduğu toplantı, teknik düzeydeki görüş ayrılıklarını gidermeyi hedefliyor. Özellikle İran'ın nükleer tesislerine yönelik IAEA denetimlerinin kapsamı ve yaptırımların kaldırılmasına ilişkin takvim, masadaki başlıca başlıklar arasında yer alıyor.
ABD yönetimi, Tahran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlandırması karşılığında ekonomik yaptırımları aşamalı olarak kaldırmayı öneriyor. Ancak İran, tüm yaptırımların kaldırılması ve nükleer programının barışçıl olduğunun tanınması konusunda ısrarcı. Bu çıkmaz, teknik grubun önümüzdeki haftaki toplantısında ele alınacak temel sorunlar arasında. Her iki taraf da askeri seçeneklerin masada olduğunu ima etse de, diplomatik kanalların açık tutulması her iki ülkenin de önceliği olarak öne çıkıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran-ABD müzakereleri, sadece ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiriyor. İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölge ülkeleri, olası bir anlaşmanın kendi güvenlik çıkarlarına etkisini yakından izliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için her türlü önlemin alınması gerektiğini vurgularken, Körfez ülkeleri ise ekonomik iş birliği ve güvenlik garantileri konusunda ABD'den somut adımlar bekliyor. Öte yandan, Rusya ve Çin'in de müzakerelere dolaylı olarak dahil olduğu biliniyor. Moskova ve Pekin, İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesi durumunda enerji ve ticaret alanlarında yeni fırsatlar doğabileceğini hesaplıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD müzakereleri, Türkiye'nin enerji güvenliği ve bölgesel istikrar vizyonu açısından kritik bir öneme sahip. Türkiye, İran'dan doğal gaz ithalatı ve sınır ticareti nedeniyle yaptırım rejimlerinden doğrudan etkileniyor. Olası bir anlaşma, Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirmesine ve İran ile ekonomik ilişkilerini derinleştirmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlıkla mücadelede İran ile iş birliği, Ankara'nın çıkarınadır. Ancak müzakerelerin başarısız olması durumunda, olası bir askeri çatışma bölgeyi istikrarsızlaştırabilir ve Türkiye'yi güvenlik riskleriyle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle Türkiye, hem diplomatik çabaları desteklemekte hem de olası senaryolara karşı hazırlıklı olmaktadır.