Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde oluşturulan bağımsız bir soruşturma komisyonu, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde yürüttüğü askeri operasyonlar sırasında Filistinli çocukları kasıtlı olarak hedef aldığı tespitinde bulundu. Komisyonun bugün yayımladığı kapsamlı raporda, İsrail güçlerinin 7 Ekim 2023 sonrası başlattığı saldırılarda çocuk ölümlerinin sistematik bir model oluşturduğu vurgulandı. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise raporu 'iftira niteliğinde bir aldatmaca' olarak nitelendirerek reddetti.
Raporda Neler Var?
BM Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu tarafından hazırlanan rapor, 7 Ekim 2023 ile 30 Haziran 2024 arasındaki dönemi kapsıyor. Komisyon, çatışmalar sırasında 13 binin üzerinde çocuğun hayatını kaybettiğini, bunların büyük çoğunluğunun hava saldırıları ve top atışları sonucu öldüğünü belgeledi. Raporda özellikle okul, hastane ve konut gibi sivil altyapıya yönelik saldırılarda çocukların orantısız şekilde hedef alındığı ifade edildi.
Komisyon Başkanı Navi Pillay, raporun tanıtımında yaptığı açıklamada, 'Elimizdeki kanıtlar, bu saldırıların rastgele olmadığını, çocukları hedef alan bir stratejinin parçası olduğunu gösteriyor' dedi. Pillay, İsrail'in 'askeri gereklilik' gerekçesinin bu kadar yüksek sivil kaybını haklı çıkarmayacağını vurguladı. Raporda ayrıca, bazı vakalarda çocukların keskin nişancı ateşine maruz kaldığı ve yardım beklerken öldürüldüğüne dair tanık ifadelerine yer verildi.
İsrail'den Sert Tepki
İsrail Dışişleri Bakanlığı, raporu 'temelsiz ve önyargılı' olarak nitelendirdi. Bakanlık sözcüsü yaptığı yazılı açıklamada, 'BM komisyonu, Hamas'ın sivil halkı kalkan olarak kullanmasını görmezden geliyor. Bu rapor, İsrail'e karşı yürütülen sistematik bir karalama kampanyasının parçasıdır' ifadelerini kullandı. İsrail, operasyonların Hamas'ı etkisiz hale getirmek amacı taşıdığını ve sivil kayıpların en aza indirilmesi için çaba gösterildiğini savunuyor.
Uluslararası toplumdan ise rapora yönelik tepkiler farklılaştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, raporun içeriği hakkında henüz kapsamlı bir değerlendirme yapmadıklarını belirtirken, Avrupa Birliği sivil kayıplardan derin endişe duyduğunu açıkladı. Birçok insan hakları örgütü, raporun bağlayıcı olmasa da uluslararası kamuoyunda farkındalık yaratması açısından önemli olduğunu belirtti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Raporun yayımlanması, Orta Doğu'da tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. Gazze'deki sağlık yetkilileri, İsrail'in saldırılarının devam ettiğini ve yeni sivil kayıpların yaşandığını duyurdu. Komisyon raporu, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) devam eden savaş suçu soruşturmalarına da malzeme teşkil edebilir. UCM Başsavcısı Kerim Han, daha önce İsrail ve Hamas liderleri hakkında tutuklama emri başvurusunda bulunmuştu.
Analistler, BM raporunun İsrail'in uluslararası meşruiyetini daha da zedelediği görüşünde. Özellikle çocuk ölümleri konusunda net bir dille suçlamalar yönelten rapor, İsrail'e silah ambargosu uygulanması çağrılarını güçlendirebilir. Güney Afrika'nın UCM'de açtığı soykırım davası sürerken, BM raporu bu davada önemli bir kanıt olarak gösterilebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BM raporu, Türkiye'nin uzun süredir dile getirdiği İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğu tezini destekliyor. Ankara, sivil kayıpların soruşturulması ve İsrail'e yönelik yaptırımlar için BM ve diğer uluslararası platformlarda aktif rol oynuyor. Rapor, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği diplomatik olarak güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin Hamas'la olan ilişkileri ve bölgedeki dengeler, sesini daha da yükseltmesini sınırlayabilir. Bu gelişme, Türk dış politikasının insani değerler ve uluslararası hukuk vurgusunu pekiştirirken, İsrail'le olası normalleşme adımlarını da zorlaştıracaktır.