Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, Riyad Uluslararası Havalimanı'nın Pazar günü "kimliği belirsiz bir mermi" ile hedef alındığını ve yangın çıktığını duyurdu. Açıklama, İran destekli Husilerin havayolları ve yolcuları Suudi havalimanlarından uzak durmaları konusunda uyarmasından saatler sonra geldi. Koalisyon sözcüsü, saldırının sivil yerleşim alanlarını hedef aldığını ve can kaybı yaşanmadığını belirtti. Ancak havalimanındaki hasar ve yangının boyutu henüz netlik kazanmadı.
Arka plan: Yemen'de tırmanan çatışma
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta Husiler, başkent Sana'nın kontrolünü ele geçirmiş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ise Mart 2015'te askeri müdahale başlatarak hükümet güçlerine destek vermişti. Çatışmalar yıllar içinde sınır ötesine taşarak Suudi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarına dönüştü. Son dönemde Husiler, Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve başkent Riyad'a yönelik saldırılarını artırdı. Koalisyon güçleri de Yemen'deki Husi mevzilerine yönelik hava operasyonlarını sürdürüyor.
Cumartesi günü koalisyonun Yemen'in kuzeyindeki Husi kontrolündeki bölgelere düzenlediği hava saldırısında 12 kişinin öldüğü bildirilmişti. Bu saldırının ardından Husiler, Suudi Arabistan'daki havalimanlarını hedef alacakları yönünde uyarıda bulunmuştu. Pazar günü Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, bu uyarının hemen ardından gerçekleşti. Husi yetkilileri saldırıyı üstlenmese de, koalisyon açıklamasında saldırının Husi güçleri tarafından gerçekleştirildiği ima edildi.
Riyad Uluslararası Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en büyük havalimanlarından biri ve ülkenin uluslararası hava trafiğinin merkezi konumunda. Daha önce de birkaç kez Husi saldırılarına sahne olan havalimanı, 2020'de bir füze saldırısı sonucu hasar görmüştü. Bu tür saldırılar, Suudi Arabistan'ın güvenlik algısını zedelerken, körfez bölgesindeki havacılık güvenliği endişelerini de artırıyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Yemen'deki çatışma, İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının bir parçası olarak görülüyor. Husiler, İran'dan silah ve lojistik destek almakla suçlanıyor. Suudi Arabistan ise ABD ve diğer körfez ülkeleriyle birlikte Husilerin İran'ın bölgedeki etkisini yayma aracı olduğunu savunuyor. Son saldırılar, Birleşmiş Milletler'in Yemen'de kalıcı bir ateşkes sağlama çabalarını da zora sokabilir. BM, Yemen'de 2015'ten bu yana devam eden çatışmalarda on binlerce sivilin hayatını kaybettiğini ve milyonlarca kişinin insani yardıma muhtaç hale geldiğini belirtiyor.
Uluslararası toplum, Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları kınarken, Husilerin sivil hedefleri vurmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı kınayarak müttefiki Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla saldırıyı kınadı. Ancak insan hakları örgütleri, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki hava saldırılarında sivil kayıplara yol açtığını belirterek, koalisyonun da sorumluluk taşıdığını hatırlatıyor.
Petrol fiyatları, Orta Doğu'daki tırmanan gerilimden etkilenebilir. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve küresel arz güvenliği açısından kritik bir ülke. Saldırıların devam etmesi, piyasalarda arz kesintisi endişelerini artırabilir. Ancak şu ana kadar petrol fiyatlarında büyük bir sıçrama görülmedi; yatırımcılar, saldırıların altyapıya ciddi zarar vermediğini değerlendiriyor.
Bölgede artan istikrarsızlık, Katar ve Kuveyt gibi diğer körfez ülkelerini de tedirgin ediyor. Bu ülkeler, hava sahalarının güvenliği ve ekonomik istikrar açısından endişeli. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın 2030 vizyonu kapsamında turizm ve havacılık sektörlerine yaptığı yatırımlar, bu tür saldırılarla sekteye uğrayabilir. Ülke, uluslararası iş ve turizm merkezi olma hedefi doğrultusunda havalimanlarını modernize ediyor; ancak güvenlik endişeleri bu hedefleri riske atıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada aktif bir taraf olmasa da bölgesel istikrarsızlıklar Türk dış politikasını ve ekonomisini dolaylı yollarla etkiliyor. Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki ilişkiler son yıllarda normalleşme sürecindeydi; ancak bu tür güvenlik olayları, bölgedeki krizlerin Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki risklerini artırıyor. Ayrıca, Türkiye'nin Yemen'deki insani krize yönelik yardımları ve barış çabaları, istikrarsızlığın derinleşmesiyle daha da önem kazanıyor. Körfez'deki tırmanma, Türk müteahhitlik ve ticaret firmalarının bölgedeki faaliyetlerini de olumsuz etkileyebilir. Türkiye, bölgesel diyalog ve diplomasi yoluyla gerilimin düşürülmesini desteklemeye devam edecektir.