Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri koalisyon, başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın yolcu terminaline bir füze isabet ettiğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü, saldırının sivil yerleşim alanlarını hedef aldığını belirterek olayı kınadı. Saldırıda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Olay, Yemen'deki İran destekli Husilerin son dönemde Suudi topraklarına yönelik artan füze ve insansız hava aracı saldırıları bağlamında gerçekleşti. Havalimanı yetkilileri, saldırının ardından uçuşlarda aksama olup olmadığı konusunda bilgi vermedi.
Olayın Arka Planı ve Saldırının Ayrıntıları
Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'ya göre, koalisyon sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki, yaptığı yazılı açıklamada, "Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın yolcu terminaline bir füze isabet etmiştir" ifadesini kullandı. Maliki, saldırının sivil halkı hedef aldığını ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Ancak füzenin türü, fırlatıldığı yer ve saldırının kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda ayrıntılı bilgi verilmedi. Suudi yetkililer, olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtti.
Havalimanı, Suudi Arabistan'ın en büyük uluslararası hava kapısı olma özelliğini taşıyor ve hem sivil hem de askeri uçuşlara ev sahipliği yapıyor. Saldırının ardından havalimanında herhangi bir tahliye veya uçuş iptali yaşanıp yaşanmadığına dair henüz bir açıklama yapılmadı. Bölgedeki havayolu şirketleri, uçuşların normal seyrinde devam ettiğini ancak güvenlik önlemlerinin artırıldığını bildirdi.
Yemen'de 2015 yılından bu yana devam eden iç savaşta Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, meşru Yemen hükümetini desteklemek üzere Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Husiler ise zaman zaman Suudi Arabistan'ın güney sınırlarındaki kentlere ve bazen de başkent Riyad'a füze ve İHA saldırıları düzenliyor. Bu saldırılar, genellikle Suudi hava savunma sistemleri tarafından engelleniyor olsa da zaman zaman sivil hedeflere isabet edebiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Riyad Havalimanı'na yönelik saldırı, Yemen krizinin Suudi Arabistan'ın iç güvenliğine doğrudan tehdit oluşturduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Son aylarda Husilerin Suudi topraklarına yönelik saldırılarında bir artış gözlemleniyordu. Bu saldırı, aynı zamanda İran ile Suudi Arabistan arasındaki bölgesel rekabetin de bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan, Husileri İran'ın bir vekili olarak görüyor ve Tahran'ı Yemen'deki savaşı körüklemekle suçluyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor.
Uluslararası toplum, saldırıyı kınayan açıklamalar yapmaya başladı. Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi, taraflara itidal çağrısında bulunarak sivil altyapıya yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Suudi Arabistan'ın güvenliğine yönelik tehditleri kınadıklarını ve müttefiklerinin yanında olduklarını belirtti. İngiltere ve Fransa da benzer açıklamalarla saldırıyı kınadı.
Uzmanlar, bu tür saldırıların bölgedeki tansiyonu daha da artırabileceği ve Yemen'deki barış çabalarını olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Son dönemde Birleşmiş Milletler öncülüğünde yürütülen ateşkes görüşmelerinden somut bir sonuç alınamamıştı. Saldırı, Suudi Arabistan'ın Havalimanı gibi kritik altyapılarının korunmasına yönelik hava savunma sistemlerinin etkinliğini de sorgulatıyor.
Öte yandan, saldırının zamanlaması dikkat çekici. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın son dönemde ekonomik reformlar ve bölgesel ilişkileri normalleştirme çabaları sürerken, böyle bir saldırının meydana gelmesi, ülkenin güvenlik açıklarını gündeme getirebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın son aylarda İran ile diyaloğu artırdığı biliniyor. Bu saldırının, bu diyaloğu zora sokup sokmayacağı ise merak konusu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde başından bu yana diyalog ve siyasi çözümden yana bir tutum sergilemiş, Suudi Arabistan'ın güvenliğine önem vermiştir. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türkiye'nin Orta Doğu'daki ekonomik ve diplomatik çıkarlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecindedir; bu tür saldırılar, bölgede tansiyonun yükselmesine yol açarak Türk dış politikasının manevra alanını daraltabilir. Ayrıca, Yemen'deki çatışmanın tırmanması, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek Türkiye'nin deniz ticaretini ve enerji arz güvenliğini riske atabilir. Bu nedenle Türkiye'nin, taraflar arasında diyaloğu teşvik etmeye devam etmesi ve bölgesel istikrarın korunması için diplomatik çabalarını sürdürmesi bekleniyor.