Yemen'deki Husi isyancılarının bu hafta sonu Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki ana havalimanına düzenlediği ve can kaybına yol açan saldırılar, bölgede gerilimi hızla tırmandırdı. Saldırılar, Husilerin Suudi iktidarının merkezine kadar vurma kapasitesine sahip olduğunu gösterirken, ABD'yi de içine çekebilecek daha geniş çaplı bir savaş riskini gündeme getirdi.
Saldırıların arka planı ve Husilerin kapasitesi
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen'in büyük bölümünü kontrol ediyor ve Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyona karşı yıllardır savaşıyor. Bu hafta sonu Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlenen saldırıda en az bir kişi öldü, çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı, Husilerin insansız hava araçları ve füzelerle Suudi topraklarının derinliklerine ulaşabildiğini bir kez daha kanıtladı. Daha önce de Suudi petrol tesislerine ve askeri hedeflere yönelik benzer saldırılar düzenlemişlerdi.
Uzmanlar, Husilerin son dönemde İran'dan aldığı destekle askeri kapasitesini artırdığını belirtiyor. Saldırılar, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerinin yetersizliğini de ortaya koyuyor. Riyad yönetimi, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu savunuyor ve misilleme hakkını saklı tutuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu tırmanma, Yemen savaşının sadece yerel bir çatışma olmadığını, bölgesel bir vekalet savaşına dönüştüğünü gösteriyor. Suudi Arabistan, ABD'nin yakın müttefiki olarak, saldırılara karşılık verme konusunda ABD'nin desteğini arıyor. ABD yönetimi, Husileri terör örgütü olarak sınıflandırma ve onlara karşı daha sert önlemler alma sinyali verdi. Ancak olası bir ABD müdahalesi, İran ile doğrudan bir çatışma riskini de beraberinde getirebilir.
Körfez'de artan gerilim, küresel petrol arzı ve fiyatları üzerinde de baskı oluşturuyor. Suudi Arabistan'ın petrol altyapısına yönelik saldırılar, dünya enerji piyasalarında istikrarsızlık yaratabilir. Bu durum, pandemi sonrası toparlanmaya çalışan küresel ekonomi için yeni bir risk faktörü anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla diyalog kurabilen ender ülkelerden biri. Riyad ile ilişkilerini son dönemde düzeltme çabası içinde olan Ankara için Husilerin Suudi Arabistan'ı vurması, bölgesel istikrarsızlığı artırarak Türk dış politikasını zorlaştırıyor. Körfez'de tırmanan çatışma, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve ticaret yollarını da tehdit ediyor. Ayrıca olası bir ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin sınır komşusu İran üzerinden yeni göç dalgalarına yol açabilir. Ankara'nın denge politikası, bu ortamda daha da hassas hale geliyor.