Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve müttefik üreticiler (OPEC+), Ortadoğu’daki gerginliğin sürdüğü bir dönemde küresel petrol arzını artırma kararı aldı. Kartel, mevcut üretim kısıtlamalarını kademeli olarak gevşetme planını onaylarken, bölgede İran-İsrail gerilimi ve Yemen merkezli Husilerin Kızıldeniz’deki saldırıları petrol fiyatlarını yukarı itmeye devam ediyor. Karar, enerji piyasalarında dengelenme beklentisini artırırken, ABD ve Avrupa’daki resesyon endişeleri talep tahminlerini zayıflatıyor.
OPEC+’ın yeni yol haritası
OPEC+, Nisan 2025 itibarıyla başlayacak şekilde aylık 138 bin varil ek üretim hacmini onayladı. Karar, 2026 sonuna kadar sürecek kademeli bir planın parçası olarak görülüyor. Grubun fiili lideri Suudi Arabistan, ‘piyasaları istikrara kavuşturma’ hedefiyle hareket ederken, BAE ve Irak gibi üyeler üretim kotalarını aşma eğiliminde. Öte yandan, Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı yaptırımları altında olması, Moskova’nın üretim artışından tam olarak faydalanamayacağı anlamına geliyor. Analistler, planın ‘gerçekçi olmadığını’ çünkü talep büyümesinin yavaşladığı bir ortamda arz fazlası yaratma riski taşıdığını belirtiyor.
Ortadoğu kaynaklı riskler ve bölgesel boyut
Ortadoğu’da İran’ın nükleer programı ve İsrail’le gerginlik, Hazar Denizi ve Basra Körfezi’ndeki deniz ticaret yollarını tehdit ediyor. Yemen’deki Husilerin İsrail bağlantılı gemilere yönelik saldırıları, Kızıldeniz’de sigorta primlerini yüzde 400 artırdı. Bu durum, Avrupa’ya LNG ve ham petrol sevkiyatlarını sekteye uğratırken, tanker şirketleri Ümit Burnu rotasına yöneliyor. Uzmanlar, arz artışı kararının kısa vadede fiyatları baskılayabileceğini, ancak jeopolitik bir ‘şok’ durumunda OPEC+’nın yedek kapasitesinin yetersiz kalabileceğini vurguluyor.
Küresel petrol piyasalarında Brent petrol varil fiyatı 85 dolar seviyesinin üzerinde seyrediyor. ABD’nin Stratejik Petrol Rezervi’ni (SPR) doldurma çabaları ve Çin’in talebindeki yavaşlama ise fiyatları dengeliyor. IMF, 2025 küresel büyüme tahminini yüzde 3,3’e çekerken, yüksek faiz ortamının enerji yatırımlarını olumsuz etkilediği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ithalatının büyük kısmını petrol ve doğalgaz oluşturduğu için OPEC+ kararlarından doğrudan etkileniyor. Arz artışının fiyatları aşağı çekmesi, cari açık ve enflasyon üzerinde hafifletici etki yapabilir. Öte yandan, Ortadoğu’daki gerginlikler Doğu Akdeniz ve Karadeniz’deki enerji koridorlarının güvenliğini tehdit ediyor. Türkiye’nin Libya ve Irak’taki petrol sahalarındaki varlığı da bu belirsizlik ortamında kritik önem taşıyor. Enerji Bakanlığı’nın kaynak çeşitlendirme stratejisi (yerli kömür, nükleer, yenilenebilir) kısa vadede alternatif oluşturamasa da, uzun vadede dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli taşıyor.