Uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatları, ABD ile İran arasında nükleer anlaşmanın yeniden canlandırılması ihtimaline ilişkin şüphelerin artmasıyla birlikte yükseldi. Brent tipi ham petrol varil başına 87 doların üzerine çıkarken, Batı Teksas Intermediate (WTI) türü de 83 dolar seviyelerinde işlem gördü. Yatırımcılar, Tahran yönetiminin nükleer programı konusunda tarafların tutumlarındaki belirsizliğin devam ettiği bir ortamda, arz tarafındaki riskleri yeniden fiyatlamaya başladı. Haberin kaynağı olarak gösterilen Reuters’ın aktardığı bilgilere göre, görüşmelerde ilerleme sağlanamaması, piyasalarda İran’a yönelik yaptırımların kısa vadede kaldırılmayacağı beklentisini güçlendirdi.
Gelişmenin arka planı
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (JCPOA) yeniden canlandırılması amacıyla Viyana’da bir süredir devam ediyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın 2018'de anlaşmadan çekilmesinin ardından İran, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırarak anlaşmadaki yükümlülüklerini askıya almıştı. Joe Biden yönetimi göreve geldiğinden bu yana anlaşmaya geri dönme niyetini dile getirse de, taraflar arasındaki görüş ayrılıkları, özellikle İran Devrim Muhafızları’nın terör örgütleri listesinden çıkarılması ve nükleer güvence konularında sürüyor.
Son haftalarda tarafların müzakerelerde “ortalama bir iyimserlik” ifade etmelerine rağmen somut bir ilerleme kaydedilmemesi, analistlerin anlaşma ihtimalini düşürmesine neden oldu. İran’ın insansız hava aracı programı ve bölgesel faaliyetleri de Batılı ülkelerin endişeleri arasında. ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Tahran’ın nükleer programındaki ilerlemenin geri dönüşü zor bir noktaya geldiğini, bu yüzden zamanın daraldığını vurguluyor.
Petrol arzı ve jeopolitik riskler
Petrol fiyatlarındaki yükselişte, anlaşma belirsizliğinin yanı sıra global arz daralması da etkili oluyor. OPEC+ grubu, Mayıs ayı için üretim kotasını günlük 432 bin varil artırma kararı almış olsa da, üyelerin büyük bölümü bu artışı karşılayamıyor. Özellikle Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve Libya’daki iç karışıklıklar, arz tarafında ek kayıplara neden oluyor. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin isteksizliği, üretim artışlarının beklentileri karşılamayacağı yönünde algı yaratıyor.
Uzmanlar, İran’ın anlaşmaya varması halinde, ülkenin yaklaşık 1,5 milyon varil günlük ihracat kapasitesiyle piyasaya dönüşünün ham petrol fiyatlarını aşağı çekebileceğini hesaplıyor. Ancak mevcut koşullarda bu olasılığın giderek zayıflaması, fiyatların yukarı yönlü hareketini destekliyor. Jeopolitik risklere ek olarak, dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin’de Kovid-19 kaynaklı kapanmaların talebi baskılamaya devam etmesi, yükselişi sınırlayan bir faktör olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Petrol fiyatlarındaki bu yükseliş, Türkiye’nin enerji ithalatı maliyetini doğrudan artırması açısından önem taşıyor. Türkiye, enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı olan ülkelerin başında geliyor. Yükselen petrol fiyatları, cari açık üzerinde baskı oluşturarak enflasyonist etkiyi artırabilir ve Türkiye’nin döviz ihtiyacını büyütebilir. Ayrıca, İran’a yönelik yaptırımların sürmesi, Türkiye’nin enerji ticaretinde esneklik alanını daralttığı için, Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından Rusya ve Azerbaycan bağımlılığı artıyor. Bu durum, Türk dış politikasını enerji diplomasisinde alternatif kaynaklara yönelmeye teşvik ediyor. Petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların ekonomik istikrarı etkilememesi için Türkiye’nin çeşitlendirme politikalarını hızlandırması gerekiyor.